November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Bir yılın ardından...

October 15, 2018

 

Yaklaşık iki buçuk aylık sessizliğin ardından nihayet elim blog yazısı için klavyeye değdi.

 

Bu süre zarfında ara ara mesaj atıp, her şeyin yolunda olup olmadığını soran hepinize bir kez daha  çok teşekkürler.

 

Her şey yolunda...

 

Belki de sorun tam da burada :)

 

15 gün sonra Brüksel'dek birinci yılım bitmiş olacak.

 

Geçen sene bu zamanlar yaşadığım içsel ve dışsal değişim ve adaptasyon sancılarını düşününce, şu sıralar elimi kıpırdatamamın arkasında bu bir senenin yorgunluğu mu, yoksa bir sonunda geldiğim noktanın verdiği mutluluğun rehaveti mi daha ağır basıyor kestiremiyorum. 

 

Şöyle bir özetlemem gerekirse, sizlerle yeterince içerik paylaşmadığım tüm zamanlarda hayatımı baştan yaratmakla meşguldüm:

 

  • Yeni bir şehirde, yepyeni arkadaşlıklar ve iş hayatı çevresi edinmekle, 

  • Kendimi eksik gördüğüm kimi alanlarda gerekli teorik bilgileri almak ve bol bol pratik yapmakla,

  • Avrupa Birliği'nin ne olduğunu biliyorum zannederken ne kadar yanıldığımı farkedip, sürekli yepyeni şeyler öğrenmeye çalışmakla,

  • Yepyeni bir iş ortamında kendimi kabul ettirmekle,

  • Dünyanın binbir yerinden gelen insanlarla birbirimize derdimizi anlatmaya çalışmakla,

  • Yaşadığım şehri ve çevresini, o şehrin yerlisi gibi keşfetmekle,

  • Lokal dili kendi çabalarımla öğrenmekle,

  • Bitki bakımı tutkumu bir üst seviyeye çıkarmakla,

  • Özetle tüm bir yıl konfor alanımın sınırlarını zorlamak ve buradaki sistemin parçası olmaya çalışmakla geçti.

 

Tüm sendelemelerime, kimi umutsuzluk krizlerime rağmen, bir yılın sonunda söyleyebilirim ki, hayatımın şu döneminde tam da olmak istediğim yerdeyim.

 

Kişisel koşturmacamın içerisinde beni mutlu eden önemli bir unsur daha vardı bu sene. Her ne kadar sizlerle yeterince paylaşamasam da, birlikte çalıştığım kurumların savunu ve iletişim faaliyetlerinin odağında "çalışmanın ve iş hayatının geleceği" yatıyordu.

 

ETUC ve ETUI'nin konferasından bir kaç ay önce bahsetmiştim. 

Onun üstüne Avrupa Birliği tarafından desteklenen Avrupa Teknoloji Enstitüsü (EIT) Dijital Birimi tarafından organize edilen konferansta da bu konu gündemdeydi.

Son olarak birlikte çalıştığımız Avrupa'nın teknoloji odaklı işletmelerin çalışanları adına savunu faaliyetleri yürüten CEEMET isimli örgütün Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde yayınladığı 10 Maddelik Plan'da da...

 

Yıl boyunca tüm bu konferanslar, manifestolar temel bir noktada buluştu:

"Beceri yönetimi"

 

Herkes teknolojideki ilerlemenin gelecekte kimi işleri ortadan kaldıracağı, yenilerini ortaya çıkaracağı konusunda hemfikir.

 

Hemfikir olunan başka noktalar da var elbette:

 

-Dijital becerileri edinemeyenler ilk olarak oyun dışı kalacak olanlar,

-Her ne kadar yapay zeka teknolojisinde ciddi bir ilerleme olsa ve insan beyninin duygu geliştirme, karar alma süreçlerine ilişkin geniş veriler toplansa da "sosyal becerilerimizi" geliştirmek de en az "dijital beceriler" kadar şart. Yani mümkün olduğunca kişilerarası, kültürlerarası iletişim, yaratıcı düşünme, sorumluluk alma, öz-disiplin, pratik ve çözüm odaklı olma ve girişimcilik becerilerinize odaklanın

-Üniversite eğitimi büyük bir sorgu altında. Elbette önemli ama tek başına bir anlam taşımıyor. Örneğin Brüksel'de lisans okumak, lise eğitimi muamelesi görürken, iş yaşamında ciddiye alınmanızın birinci koşulu yüksek lisans hatta doktora. Buna karşılık kimi şirketler, kendi kendinizi farklı kaynaklardan eğitme becerisine ve öğrendiklerinizi pratiğe dökme becerisine sahipseniz üniversite mezunu şartı istemeyebilir bile. Hemen heyecanlanmayın tabii ama yine de şu yazıya bir göz atın.

-Finansal okuryazarlık hayatınızın her alanında işinize yarayacak, bunu da bir kenara yazın.

 

Yakın gelecekte bizi bekleyenlerin ne olduğunu az çok dillendirebiliyoruz ama örneğin yetilerin ne şekilde geliştirileceği ve yönetileceği ya da kendini geliştiremeyen nüfusun ne olacağı konusunda henüz net bir plan yok.

 

Belki duydunuz, belki çoktan okudunuz... Meşhur Homosapiens ve Homo Deus kitaplarının yazarı, akademisyen Yuval Noah Harari son kitabı 21. Yüzyıl için 21 Ders isimli kitabını birkaç ay önce yayınladı.

 

Kitap, 21 başlık üstünden içinde yaşadığımız yüzyılda bizzat karşı karşıya olduğumu ya da karşımıza çıkması muhtemelen olayları ve durumları irdeliyor. Bu başlıklardan biri de "İş" (Work).  Tüm bölümü burada aktarmayacağım tabii, sadece yukarıda bahsettiklerimle bağdaşan noktalara değineceğim.

 

Harari, teknolojideki gelişim ve özellikle AI (Yağay zeka) sayesinde bugün insanların yapabildiği bir çok işin robotlar tarafından icra edilebileceği fikrini destekliyor.

 

AI burada çok önemli, çünkü esas mesela bilgisayarların ya da robotların insanlardan daha iyi performans sergilemesinde değil. Oyunu değiştirecek nokta bu bilgisayarların insan duygularını, karar verme biçimlerini, arzularını vs. daha iyi analiz etme ve buna bağlı olarak daha iyi sonuçlar ve kararlar ortaya çıkarmadaki başarıları performasları.

 

Rutin işler bir şekilde robotlar tarafından devralınılacak, burası anlaşılır. Geriye kalan daha kompleks yetiler gerektirenlerde ise insanlar ve AI destekli makinalar birlikte çalışacak.

 

Peki ya bundan sonrası?

 

Örneğin işleri robotlar tarafından icra edilecek kesimlere neler olacak?

Harari'nin tabiriyle "gereksiz iş gücü"nü sisteme katmak için nasıl bir eğitim gerekecek?

Yeni nesil kompleks işler için gerekli becerileri ve deneyimi sunmak için eğitim sistemleri nasıl evrilecek? 

İşlerinin her an otomatize olma riskiyle karşı karşıya olan çalışanlar, sosyal haklarını ne şekilde savunacak? 

 

Harari 2050'ye geldiğimizde "Ömürlük iş" ya da "ömürlük meslek" kavramlarının tamamen anlamsızlaşacağından bahsediyor.

 

Bu gelişmelerin kişinin ekonomik ve sosyal hayatındaki etkilerinin yanı sıra bir de duygusal yönü var. Bu hızlı değişimin kişide yaratacağı duygusal dengesizlikler, güvensizlik ve sürekli bir diken üstündelik hali bambaşka bir sorunu daha beraberinde getirmiş olacak. Sürekli stres altında yaşayan bu nesli iyi hissettirmek için ne tür çözümlerin üretileceği de ayrı bir tartışma konusu.

 

Sonuç olarak gelecekte ne tür yetilerin öne çıkacağını az çok konuşsak da, bizi bekleyen diğer sorunlarla ilgili tartışmalardan ortaya çıkan net bir cevap yok.

 

Harari kitabında "evrensel asgari ücret ya da servis" uygulamalarından bahsediyor. Kitaba göz atmanızı mutlaka öneririm.

 

Kariyer değişimi sürecindeyseniz ya da düşünüyorsanız, büyük resmi göz önünde bulundurmanızda fayda var.

 

Bugün uzun bir aranın ardından hem biraz içimi döktüm, hem de son dönemki gözlemlerinden bahsettim. 

 

Bu aralar yeni bir hikaye daha paylaşacağım sizlerle. Üstümdeki rehavet onun da gecikmesine neden oldu ama yakında haberini alacaksınız.

 

Çok sevgiler!

 

 

PS: Yazıya eşlik eden görsel Gauthier de Metz'in Orta Çağ'da Kozmos isimli eseri. 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz