November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Kusurlarınızla fark yaratın!

May 21, 2018

 

Bahar ağırdan da olsa Brüksel'de kendini hissetirmeye başladı. Hal böyle olunca, her fırsatta yılın geri kalanında ihtiyacım olacak D vitaminini depolamak için kendimi sokaklara ve parklara atıyorum.

 

Mazere değil tabii ama yaz öncesi işlerdeki yoğunluk ve ziyarete gelen sevdiklerim nedeniyle buradaki önceliğimi biraz askıya aldım. O yüzden pek sesim çıkmadı bu son bir ayda. Bu süre zarfında beni yoklayan, her şeyin yolunda olup olmadığını soran herkese çok teşekkürler. 

 

Tembellik ettiğime bakmayın, aslında arka planda bir çok not ve izlenim biriktirmeye, okumalara devam ettim tabii. Şu üstümdeki garip stresi ve ataleti atabilirsem blog yazılarını düzene sokup, yakında nefis bir hikaye bile paylaşacağım. 

 

Kısa iç döküşün ardından esas dertlerime gelelim :)

 

Geçenlerde Türkiye'nin en önemli ekonomistlerinden biri olan çok sevgili Mahfi Eğilmez'in (eğer takip etmiyorsanız kesinlikle öneririm) Twitter'daki bir paylaşımına denk geldim:

 

"Endüstri 4.0 tek başına olmaz. Aynı zamanda Eğitim 4.0 ve Adalet 4.0'a geçmek gerekir."

 

Geçtiğimiz hafta çalıştığım medya şirketi EURACTIV'in Microsoft'un desteğiyle düzenlediği Digital Skills: Mind the Gap etkinliğinde tam da bu konuyu tartıştık. Türkiye'de olduğu kadar Avrupa'nın tamamında da Endüstri 4.0 en çok tartışılan konulardan biri. Kıtanın buna ne kadar hazır olduğu sorusu da aynı şekilde yüksek sesle dile getiriliyor. Aramızdaki temel fark, AB'nin eğitim politikalarını Endüstri 4.0 seviyesine uygun altyapıyla şekillendirme çabası ve bu konuda ciddi bir tartışmanın olması. 

 

Bir kaç hafta önce de EUROCHAMBERS'ın 60. yıl kutlamaları kapsamında düzenlediği bir etkinliğe katıldım.  EUROCHAMBERS, Avrupa'daki küçük ve ortak ölçekli (KOBİ) işletmeleri temsil eden bizdeki TOBB gibi çatı kuruluşları (yani sanayi ve ticaret odalarını) bünyesinde bulunduran bir iş örgütü. (TOBB demişken, son yönetim kuruluna tek bir kadın üye dahi almaması içler acısı değil mi!!!) Neyse, EUROCHAMBERS Avrupa iş dünyasının çıkarları için AB kurumları nezdinde iletişim ve lobi faaliyetleri yürüten, farklı projelerle KOBİlerin kapasite gelişimine katkı sunan bir yapılanmaya sahip. Her ne kadar kendi içlerinde çok başarılı işlere imza atsalar da iletişim ve lobi faaliyetleri açısından -ellerindeki imkanlar göz önünde bulundurulduğunda- potansiyellerinin gerisinde iş çıkardıklarını söyleyebilirim. Katıldığım son etkinlik de bunun örneklerinden biriydi.

 

Etkinliği benim için güzel kılan iki olay vardı. İlki DW ile çalıştığım dönemden tanıdığım çok eski bir dostumla yıllar sonra tesadüfen orada karşılaşmam, ikincisi ise Avrupa Parlamentosu (Liberal ve Demokratlar İttifakı ALDE) üyesi Martina Dlabajova'nın konuşmacı olduğu panele denk gelmiş olmamdı. Bu sayede sizi kendisiyle tanıştırmaya karar verdim. 

 

Dlabajova, genç yaşta iş dünyasına adım atan, bir dizi girişimi imza atan, iş dünyası örgütlerinde yöneticilik yapmış, özetle iş dünyasını çok yakından bilen bir karakter. 

 

Aslen Çek olan Dlabajova, üniversite eğitimini siyaset bilimi üstüne İtalya'da alıyor. Kariyerine ilk olarak Çek Cumhuriyeti'ne yabancı yatırımcı çekmek için çalışan devlet ajansında başlıyor, ama kısa bir süre sonra daha henüz 20'li yaşlarının başındayken kendi şirketini kuruyor. Yıllar içinde hem seri girişimci oluyor, hem de iş dünyasının çıkarlarını temsil eden farklı örgütlerde üst düzey görevler alıyor. 2014 yılı seçimleri sonucunda da Avrupa Parlamentosu'na ALDE üyesi olarak katılıyor. 

 

Girişimcilikten politikaya geçiş yaptığını öğrendiğim noktada radarıma girdi elbette. Ama radarımda kalmasının bir başka nedeni ise Dlabajova'nın Parlamento'da özellikle eğitim ve girişimcilik konularına, özellikle de gençlerin istihdamına eğilmesi.

 

Dlbajova aynı zamanda PročByNe (Neden olmasın?) isimli bir projenin de yaratıcısı. Proje, gençlere hayallerindeki kariyere ulaşmaları, 55 yaşından sonrakilere ise hayatlarını farklı bir seyirde sürdürmeleri için özel staj ve iş deneyimleri sunuyor. Bunu yaparken de kıstas daha önceki deneyim ya da kabarık CV'ler değil, kişinin motivasyonu!

 

Kim bir alanda çalışmak için motive olduğunu daha iyi gösterebiliyorsa, proje kapsamında yer alma şansı da o denli yüksek oluyor. 

 

Yıllardır tartıştığımız, deneyim olmadan iş olmuyor, iş olmadan deneyim olmuyor, yumurta-tavuk mevzusuna da bu şekilde son nokta konuluyor bence. 

 

Hem panel sırasında, hem de panelden hemen sonra medyada yayınlanan makalesinde Dlabajova şu noktalara değindi:

  • Dijital dönüşüm bir dalga değil, tsunami olarak geliyor; bu sayede bir çok endüstri, iş ve meslek büyük hızla değişime uğrayacak.

  • Dünya daha önce de, tarım ve endüstri devrimleriyle büyük değişime şahit oldu, ama dijital dönüşümün sınır tanımayan yapısı onu diğerlerinden büyük ölçüde farklı kılıyor.

  • Günlük hayatımızı ve ekonomileri yakından ilgilendiren teknolojik dönüşümün sağladığı fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmak ve potansiyel risklerden korunmak için gerek karar alıcıların, gerek iş dünyasının en yakın zamanda birlikte harekete geçmesi gerekiyor.

  • Her ne kadar otomasyon sebebiyle ortadan kalkacak kimi işlerin yerine daha fazlası gelecek ve ekonomik refah giderek artacak olsa da, şu anki belirsizlikler endişelere neden oluyor.

  • İşte bu endişeleri ortadan kaldırmak için atılması gereken adımlardan biri beceri odaklı eğitim ve istihdam politikalarına odaklanmak.

  • Yakın gelecekte, 10 iş alanından 9'unun dijital beceriler gerektirecek olmasına rağmen bugün Avrupa'da 16-74 yaş arasındaki 169 milyon nüfusun yüzde 44ü temel seviyede dijital becerilere bile sahip değil.

  • Bunu bir endişe nedeni olarak değil, tam tersine fırsat olarak görmeli ve yatırımı bu alana yapmalıyız.

  • Ve bu yatırım eğitimden başlamalı. Girişimcilik genç yaştan itibaren zorunlu eğitime dahil edilmeli, teorik bilgileri pratikle desteklenmeli. 

İster kariyerinizi değiştirmek isteyin, ister var olan işinizde ilerlemek, sonuç olarak her koşulda dijital ve girişimcilik becerilerinin gelişimi ve hayat boyu öğrenme dinamiği geleceğin insanı kaynağı için olmazsa olmaz. 

 

Ama içinde bulunduğunuz ortamda fark yaratmak için eğitim tek başına yeterli mi? Asla! 

 

Çünkü sizin kendinizi düzene adapte ettiğiniz tüm bu süreçte, dünyanın geri kalanı -hatta bir bölümü sizden çok daha önce- atı alıp Üsküdar'ı geçiyor olacak.

 

Madem herkes benzer eğitimlerden geçecek, dijital ve girişimcilik becerileri geleceğimizin olmazsa olmazı olacak, o zaman biz nasıl tercih edilir olacağız:

 

Kusurlarımızla barıştığımızda!

 

"Kusurlarımız" kelimesini aslında dikkat çekmesi adına kullanıyorum.

Esas vurgulamak istediğim bizi başkalarından farklılaştıran, kolaylıkla ya da hiç değiştiremeyeceğimiz ve kendimizi başkaları karşısında eksik görmemize neden olan özelliklerimiz, koşullarımız.

 

Kusurlarımızla barışmaktan kastettiğim ise, kimi zaman çekingenliğimizi, travmalarımızı, deneyimsizliğimiz ve kimi karakter özelliklerimizi oldukları gibi kabul etmek ve her şeye rağmen onları saklamadan kendi ve çevremizdekilerin hayatlarına renk katabilmek.

 

Son dönemde daha sık görmeye başladığımız, genel geçer güzellik normlarının dışındaki modelleri düşünün, kemerli burun, ayrık dişler, alınmamış kalın kaşlar vs... dünya çapında podyumlarda ve reklamlarda daha sık boy göstermeye başladılar. Çünkü güzellik kişinin kendini olduğu haliyle barışık hissettiğinde etrafa yayılıyor.

 

Kariyerinizi değiştirme aşamasında da kendinize bu gözle bakın lütfen. (Dış görünüşü odağınıza almanızdan bahsetmiyorum elbette :) )

 

Hangi koşullar sizi kendinizle daha az barışık hissettiriyor?

  • Çevrenizdeki insanlardan farklı bir sosyo-kültürel ya da ekonomik arka plana sahip olmak mı?

  • Başınızdan geçen talihsiz bir olay mı?

  • Atlatamadığınız bir travma mı?

  • Herhangi bir fobiniz mi?

  • Yabancı dili anadilinizin aksanıyla konuşmak mı?

  • İçe dönük karakteriniz mi?

 

Hiçbirimiz mükemmel değiliz. İyi ki de değiliz! Düşünsenize hayat ne kadar sıkıcı olurdu! Bizi biz yapan tam da bu eksiklerimiz ve travmalarımız. 

 

Sahip olduğumuz kimi özellikler ya da içinden geçtiğimiz koşullar nedeniyle başkalarının sizi demoralize etmesine ve dibe çekmesine izin vermemek tabii ki kolay değil. Yalnızca iş yaşamında değil, sosyal yaşamda, duygusal ilişkilerde, yani hayatın her alanında başkalarının eksik yönlerinden beslenen insanlar var ve olmaya da devam edecek. 

 

  • Hal böyle olunca, ilk iş önce sizi neyin rahatsız ettiğini tespit etmek olmalı. Tespitin ardından önce kendi içinizde sorunun çözümüne odaklanmalısınız. 

  • Sorunun çözümü ellerinizdeyse ne ala, ama her durum öyle bir çırpıda çözülmüyor. Böyle zamanlarda da kendinizle barışık olmaktan başka çareniz olmuyor. 

  • Kendimizle barışık olmak ise, sadece olumsuz yönlerimize değil, başkalarından iyi olduğunuzu düşündüğünüz özelliklerinizi de masaya yatırmayı gerektiriyor. ("X'de o kadar başarılı hissetmiyorum ama söz konusu Y olduğunda kimse elime su dökemez" gibi)

  • Matematiği yaptığınızda, emin olun aslında bir çok alanda ne kadar da iyi olduğunuzu farkedeceksiniz. 

  • Kendinizi eksik gördüğünüz noktayı kabullenmeniz ve onunla barışık olmanız, o alanı iyileştirmeniz için de sizi fırsatlarla karşılaştıracak, emin olabilirsiniz. 

  • Karşınıza çıkan engeller karşısında dik durmak, belki kimi zaman şakaya vurmak ve kendinizle dalga geçmek bile karşınızdaki insanlara güzel bir mesaj niteliğinde.

Başa dönecek olursak, ulaşmak istediğiniz hedefler için iki adımlı bir fomül var: İlki eğitim, ikincisi ise kusurlarımızı kabul edip, onlarla barışarak motivasyonumuzu kaybetmeden, kendi yolumuzda ilerlemek.

 

Yaratma Savaşı (The War of Art) isimli kitabında  Steven Pressfield'in çok beğendiğim bir sözü var. "Uzun vadede içsel gücümüzü inşa etmeye başlamamız gerek. Sadece bilgi teknolojileri gibi becerilerden bahsetmiyorum. Biraz modası geçmiş olacak ama bahsettiğim özgüven, kendi kendine motivasyon, öz disiplin ve irade gücü."

 

Güzel bir hafta geçirirsiniz umarım!

 

PS:Yazıya eşlik eden görsel Belçika'nın Bruges şehrindeki bir sanat galerisinden

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz