November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Çevrenizdeki tehditlerin ne kadar farkındasınız?

March 26, 2018

Paylaştığımız hikayelerde ya da yazdığım yazılarda değişimin sizinle, sizin içinizde yaşandığından bahsediyorum. Elbette doğru, ama bir yanıyla da eksik. Çünkü bu macerada sizi gerek yolunuzdan alıkoymak isteyen ya da sizi yön değiştirmeye iten bir çok etmen, çoğunlukla da kişi karşınıza çıkıyor. 

 

Haftasonu bir arkadaşımla şehir dışına çıktık arabayla. Yol boyunca ara ara sıkışan trafik, kazalar, yol çalışmaları, polis kontrolü gibi bir çok ana şahit olduk. Trafiği düşünürseniz, aslında hayatın bir nevi simulasyonu; kurallarıyla (ya da kuralsızlığıyla), akışıyla, araçların-sürücülerin birbirleriyle iletişimiyle vs... Ama düşününce, sizin rotanızı belirlediğiniz şekilde seyretmeniz ve kurallara sonuna kadar uymanız, istediğiniz yere varmada tek başına yeterli değil. Yol boyunca sizin dışınızdaki tüm etmenleri, özellikle de diğer araçları gözetmekle geçiyor zamanınız. Zira, onların ufak bir hatası, dalgınlığı ya da hırsı sizin tüm yolculuğunuzu alt üst edebilir. 

 

Gerek iş, gerek sosyal hayatta karşılaştığımız kimi örnekler de her seferinde gösteriyor ki, siz ne kadar iyi bir çalışan ya da işveren, ne kadar iyi bir dost, iyi bir kiracı ya da ev sahibi, iyi bir girişimci ya da yatırımcı olmasınız da, iletişimde olduğunuz insanların tavır ve üslupları sayesinde hiç beklemediğiniz durumların içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. 

 

Bu zorlu koşullarla baş etmenin elbette binbir yöntemi var. 

 

Tehditleri iyi tespit etmek, olayların farklı yönlerini ele almak, B ya da C planlarını hazırlamak, en az kendiniz kadar sizi, işinizi, ya da aracınızı etkileyecek diğer unsurların, kişilerin tavırlarını gözlemlemek vs...

 

Ama tüm bunları yapabilmek için önemli bir yeti gerekiyor: Farkındalık

 

Ara ara bahsediyoruz ProjectPost30'da da; kişinin kendini tanıması, ne istediğini anlaması için farkındalık sahibi olmasının öneminden. Bunun da ötesinde zorluklarla mücadele ederken gardını iyi alabilmesi için.

 

Bu konuda kendi adıma henüz başarılı olduğumu söyleyemem.Hala başkaları nedeniyle pürüzlerle karşılaştığımda, sinirlerimin tavana çıktığı anlar oluyor. Ama artık bir yandan eskiye kıyasla daha kolay sakinleşmeye başladığımı da farkediyorum. Tam çok sinirliyim, kimse bana dokunmasın diyorum, sonra bir anda empati yağmuru yağıyor üstüme. Bir bakmışım kendimi o insanın yerine koymuşum, kendi halimi bırakıp ona üzülmeye başlamışım. Tabii bu biraz abartılı oldu, ama yine de anladınız demek istediğimi :)

 

Değişim süreçlerinde, istediğiniz kadar ince eleyip sıkı dokuyun, sıkıntının olmayacağını hayal etmek biraz naif bir bakış olur.  Bu sıkıntıların önemli bir boyutunun iletişimde olduğunuz, bazen iş yapmak istediğiniz kişilerden, bazen ailenizden, kimi zaman eşinizden gelmesi çok doğal.

 

Bu durumda bence öncelikle, hayattaki seçimlerimizin ve farklı durumlarda verdiğimiz kararların karşımıza bu insanları ve durumları çıkardıklarını hatırlatmalıyız kendimize. Kimse ya da hiçbir durum gökten bize inmiyor. Kendi kararlarımızın sonuçlarını göğüslemek ve baş etmek de bu yüzden bize düşünüyor. 

 

Bundan sonra bedensel ve zihinsel bütünlüğümüzü nasıl sağlayabileceğimiz, etraftaki tehditleri tespit edip, onlara karşı gücümüzü nasıl koruyabileceğimize odaklanmamız gerek.

 

İşte tam bu noktada meditasyonun ve farkındalık çalışmalarının büyük yararının olduğunu düşünüyorum ve en azından kendimde ve çevremdeki etkilerini gözlemliyorum. Eğer hala tanışmadıysanız bir şekilde denemenizi öneriyorum. 

 

Zaten bu hafta sizlerle bu konuda bir değişim hikayesi paylaşacağım, onu da sabırsızlıkla bekliyorum!

 

İyi haftalar!

 

PS: Yazıya eşlik eden görsel Belçika'nın Batı kıyısındaki Ostend şehrindeki bir duvardan.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz
Please reload

Tagle arama yapın