November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Kısa İstanbul seyahatinden kendime (ve size) notlar

March 19, 2018

 

Duygu yoğunluğu yüksek, koşturmacası ve stresi bol, beklenmedik gelişmelerle dolu bir İstanbul seyahatini daha geride bırakıyorum.

 

Yeni maceraya atıldığımdan bu yana ikinci ziyaretimi gerçekleştirdiğim şehrimden bu kez bir nebze daha buruk ayrıldım. 

 

Kendime son zamanlarda yüklerimden arınmayı, daha az nesneyle, eşyayla, daha az bağımlılıkla yaşamayı öğretmeye çabalıyorum. Şehir ve hatta ülke değişikliğinin bu açıdan katkısı oldu diyebilirim.

 

İstanbul'dan bu kez biraz daha hüzünle ayrılmamın nedeni son 10 yılımda biriktirdiğim tüm anıları içeren evime de artık hoşçakal demem oldu. B

 

Bir defter kapanmadan yenisini açamıyorsun diyorlar sürekli. Kimileri için doğru belki de, ama bana göre İstanbul kapanabilecek bir defter değil. Gördüğüm onca yer içinde şehri, şehrin insanlarından bağımsız sevmemi sağlaması sebebiyle dönüp dolaşıp geleceğim yerin İstanbul olduğunu çok iyi biliyorum.

 

Tüm haftayı bir yandan eşya toplayarak, bir yandan yakınlarımı görerek, bir yandan da sevdiğim mekanları ziyaret ederek geçirmeye çalışınca bünyem bir yerden sonra alarm verdi ve sersemledim. Geçtiğimiz pazartesi paylaşamadığım blog yazısını hafta içine erteleyince de koşturmacanın kurbanı oldu, güncelliğini yitirdi.

 

Blog yazısı yazamadım ama hafta içinde sizler için yeni söyleşiler gerçekleştirdim. Paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Ayrıca ProjectPost30'un İngilizcesi için de kolları daha sıkı sıvadım, onunla ilgili de gelişmeler yavaş yavaş su yüzüne çıkacak. 

 

Kısa zamana çok iş sığdırma telaşı ve hafta içinde yaşadığım bir kaç olaydan kendime dersler çıkardım, tabii defterime not etmeyi ihmal etmedim. Sonra da benim kulağıma küpe olacak bu notlar belki size de bir şeyler hatırlatır, iyi gelir. İster kariyer değişimi sürecinde ister hayatınızı alt üst ettiğinizi düşündüğünüz herhangi bir anda sizin de aklınızın bir köşesinde dururlar. İşte o notlar:

 

- Zaman her şeyden kıymetli. İyi ve planlı harcamaya çalış!

Onu yarın hallederim, ötekini bir sonraki gün diyerek günler geçmiyor. Yani geçiyor ama boş geçiyor.  Bir bakmışsınız ya vaktiniz kalmamış, ya da o halledeceğiniz iş, göreceğiniz insan gitmiş ya da bitmiş.  O yüzden siz siz olun önceden plan program yapmadan yola çıkmayın.

 

- Herkesi memnun etmenin mümkünatı yok, kendinizi boşuna hırpalamayın

Az zamanda çok iş kotarmanız gerekiyorsa, önceliklendirmeniz şart. Çok sayıda insanla görüşmek isteseniz, bir günde 10 ayrı yerde olmak isteseniz de, bir güne sığan saat sayısı belli. İster istemez önceliklendirme yapmanız ve kimi durumlarda da "hayır" demeniz gerekebilir.

Bu en başta kendinizin, bazen de karşınızdakilerin canını sıkabilir ama bazen beden ve zihin sağlığınız için herkesi aynı derecede memnun etmek zorunda olmadığınızı kabul etmeniz gerekir.

 

- Mükemmel zaman bugün

Sürekli ertelenen işlerden bahsettim az önce. Hiçbir iş için mükemmel zamanı beklemekle vakit kaybetmeyin. Bir işi aklımıza koyduğumuz anda yapmaya başladığımız zaman, işte o mükemmel zaman ve o zaman çoğu zaman "bugün".

 

-Bitişler, başka yeniliklerin başlangıcı 

Bitişlerin her türlüsü hala çok hüzünlü geliyor bana. Bir iş, arkadaşlık, evlilik.. Ama son zamanlarda başka türlü bakmaya çalışıyorum. Her haliyle sizi iyi hissettiren hiçbir şey de kolay kolay sonlanmıyor. Bir işi, ilişkiyi sonlandırıyorsanız ya artık sizin için miadı dolmuştur, ya da eski tadı yoktur ya da sonrasında gelecek olan size başka bir heyecan ve enerji veriyordur.

O yüzden bitişleri kendiniz için daha iyi olacağını düşündüğünüz yeniliklerin başlangıcı olarak düşünmek bir nebze acıyı hafifletiyor.

 

- Sevgi dilden daha çok eyleme dökülünce güzel

Sevginizi, ilginizi mesajla ya da emaille paylaşmanın elbette anlamı var, hele de uzaksanız. Ama imkan bulduğunuz her anda bunu eyleme dökmeye çalışın. Verdiğiniz sözler, hissettiğiniz tüm o güzel duygular yazıdan çok eylemde anlam buluyor.

Verdiğiniz sözleri tuttuğunuzu, o kişiyi düşündüğünüzü, sevdiğinizi mümkünse hareketlerinizle de kanıtlayın.

Özetle seviyorsanız, gidin gerçekten konuşun. (Bunu istediğiniz bir işin peşinden koşmak olarak da düşünebilirsiniz :))

 

Hepinize keyifli haftalar!

 

PS: Yazıya eşlik eden görsel  İstanbul'da en sevdiğim mekanlardan biri olan Adahan'ın terasından
 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz