November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Kariyer değişiminden yaşam tasarımına...

March 5, 2018

 

Keyifli sohbetiyle, paylaşımlarıyla ve önerileriyle beni sürekli yeniliklerle tanıştıran arkadaşım Ece geçtiğimiz haftalarda Designing Your Life (Hayatınızı Tasarlamak) isimli kitaptan bahsetti. Tabii ki bir koşu edindim. 

 

Kitap, kariyerinde çıkmaza girdiğini düşünen insanlar için esas sorunun işin kendisinde değil, kişinin hayatını yeterince iyi tasarlayamamış olmasında yattığını iddia ediyor. Tabii devamında hayatı tasarlamak nedir ve nasıl olur bunu anlatıyor. 

 

Stanford Üniversitesi Tasarım Programı Direktörü Bill Burnett ve aynı üniversitede Yaşam Tasarımı Laboratuvarı Eş Direktörü Dave Evans isimli iki arkadaşın kaleme aldığı kitap, öncelikle akıcı üslubuyla dikkat çekiyor. 

 

Şu notu eklemeden geçmiş olmayayım. "Yaşam Tasarımı" Stanford öğrencilerini iş yaşamına atılmadan önce kendilerini daha iyi tanımaları için okutulan ve en çok ilgi gören derslerden biri. Bu ilgi karşısında workshoplar da vermeye karar veren ikili çalışmalarını www.designingyourlife.com adresinde de paylaşıyor. 

 

Kitabın dokunduğu temel noktalardan biri, hayatın tek formatta ve doğrultuda yaşanmak zorunda olmadığı, değişimin her daim mümkün olduğu üstüne. (Bunu biz de sıkça tekrarlıyoruz zaten.)

 

Ancak değişimle kast edilen, bir alandan başka bir alana körü körüne geçiş yapmak değil. Bu geçişin kökenlerinin çok daha derinlerde yattığına inanan yazarlar, olaya tasarımcı gözüyle bakmayı öneriyorlar. 

 

Kitapta da tasarımcı bakış açısıyla ve yaklaşımıyla hayatınızı şekillendirmenin nasıl mümkün olabileceğinin pratik ipuçlarını, bazı egzersizler eşliğinde veriyorlar. 

 

Kitabın ilk bölümünde hepimizin zihnine işleyen bazı önyargılara ilişkin (ki onlar bunlara dysfunctional belief, yani fonksiyonel olmayan inanç diyorlar) geliştirdikleri argümanlar var. Örneğin:

 

a-Aldığınız eğitim tüm kariyerinizi belirler

 

İşin aslı: Araştırmalar (en azından ABD'de) üniversite mezunlarının dörtte üçü aldıkları eğitimle ilgili işlerde çalışmıyor

 

b-Artık her şey için çok geç.

 

İşin aslı: Sadece ABD'de 44-70 yaş arası 31 milyon insandan daha fazlası kendileri için daha anlamlı, sosyal etki yaratacak ve kendilerine düzenli gelir sağlayacak başka iş alanlarına geçiş yapıyor. Buna "encore" kariyer deniyor. Yani sanatçıların tekrar sahneye çıktığı "bis" dediğimiz kariyer tipi. Bu kavrama bayıldım açıkçası.

 

c- Eğer başarılıysanız, mutlusunuzdur.

 

İşin aslı: En azından ben kendi çevremde maddi doyuma ulaşmış, yaptıkları işlerde başarılı insanların içine düştüğü bir depresif ruh haline sıklıkla denk geliyorum. Kitabın yazarlarına göre gerçek mutluluk, sizin için uygun olan hayatı tasarladığınızda kendiliğinden geliyor.

 

Peki hayatı yeniden tasarlamakla neyi kastediyoruz?    

 

Sizin için daha anlamlı,daha doyurucu ve keyifli bir yaşama sahip olmak için, bir tasarımcı olayları nasıl ele alıyorsa ondan hareketle çaba sarfetmekten bahsediliyor.

 

Kitaptan bir örnek vermem gerekirse, tasarım bakış açısına göre, bir işe problemden yola çıkarak başlamak yerine, insandan ve empatiden yola çıkarak başlamanın daha doğru sonuçlar ortaya çıkardığının altı çiziliyor.

 

Hayatınızda tasarım ürünü olan nesnelere şöyle bir göz atın, her biri hayatınızdaki bir sorunun çözümüne sunduğu katkının ötesinde size daha önce tatmadığınız bir deneyim sunmuyor mu?

 

Yaşam bir nesne değil, deneyimle bütünü. Eğlenceli kısım da onu tasarlamak ve deneyimden keyif almakta yatıyor. 

 

Kitabın yazarları, çocukluğumuzdan bu yana bize sorulan "Büyüyünce ne olacaksın çocuğum"  sorusunu da haliyle hatalı buluyor. İstediğimiz kadar ne yapacağımızdan emin olalım, hayat bizi bambaşka yönlere savurabiliyor. O yüzden kişinin ne iş yapacağını keşfetmesinden öte "nasıl bir insan" olmak istediğini keşfetmesinin daha önemli olduğu vurgulanıyor.

 

Kitap, hayatlarımızı tasarlarken kazanmamız gereken beş yeti üstüne kurulu:

 

  • Meraklı olmak

  • Denemek ve deneyim kazanmak

  • Sorunlara farklı açıdan bakmak

  • Bunun bir süreç olduğunu bilmek

  • Yardım isteyebilmek

 

Detaylara burada girmiyorum tabii.

 

Ama kitapta dikkatimi çeken şu noktayı paylaşmadan geçemeyeyim:

 

Aylardır benim de ara ara söylediğim, tutkunuz olan şeyin peşinden gitmek konusunda önemli bir aydınlanma yaşattı kitap bende. Sanki tutkumuzu bulursak hayalini kurduğumuz işe ve bunun sonucunda güzel tasarlanmış bir hayata kavuşuruz gibi düşünüyordum.

 

Öte yandan hangimiz gerçekten tutkumuzun ne olduğunu biliyoruz ki? Ya da binbir yönteme, alıştırmaya rağmen hangimiz hızla tespit edebiliyoruz ki? Araştırmalar her yaştaki insanların yüzde 80'inin neye tutku duyduğunu bilmediğini gösteriyormuş mesela. 

 

Kitabın yazarları tutkunun daha iyi hayatların bir nedeni değil aslında  bir sonucu olduğunu iddia ediyor. Tutkunun bir çırpıda farkedilemeyeceğinden hareketle, ancak yeni şeyler denenerek ve o denenen alanda kişinin deneyim kazanarak tutku geliştirebileceğinden bahsediliyor.

 

Yani benim hala bir tutkum yok, ya da neyi sevdiğimi bir türlü bulamıyorum demektense, bir yerden başlamak ve o alanda ilerleme kaydetmek, tatmin olmak zaten hayatınızı tasarlamanın ve onun sonucunda tutku geliştirmenin de birincil koşulu.

 

Eğer bu konuya kafa yoruyorsanız, hem teorik bilgiler, hem de pratik alıştırma önerileri isterseniz kitabı incelemenizi öneririm. Baştan uyarayım, alıştırmalar vakit alıyor o yüzden işi ciddiye alıyorsanız ve zaman harcamaya niyetliyseniz kitabı edinin :)

 

PS: Görsel, Belçika'nın Flaman bölgesinde yer alan Antwerp şehrinin tren istasyonundan. 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz