November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Duygusal zekanızın ne kadar farkındasınız?

February 12, 2018

 

Geçtiğimiz hafta mutlulukla ilgili yazarken aslında birçoğumuzun günlük hayatını bu denli birebir etkilediğinin yeterince farkında değildim. Attığınız mesajlar için tekrar teşekkürler.

 

Yeni bir sosyal çevreye girdiğinizde; ister özel yaşamınız, ister iş hayatınız nedeniyle olsun; mutluluğunuzu etkileyen temel unsurlardan biri o ortamdaki insanlarla ilişkileriniz.

 

Ortama katılan yeni kişi olarak hem kendinizi doğru tanıtma hem de karşınızdakileri anlayarak onlarla uyumlu çalışma yükümlülüğünde ibre sizin tarafınızda ne yazık ki biraz daha ağır basıyor. Hal böyle olunca çabalarınızın karşılığını almak ya da alamamak yaptığınız işten aldığınız zevki ve kalitesini de doğrudan etkiliyor.

 

Gözünüzü korkutmayayım, birbirinden farklı kültürlere ve arka planlara sahip insanlarla bir arada çalışmanın keyifli ve öğretici bir çok yanı var. Ama bununla birlikte farklılıkların yarattığı fikir ayrılıkları ve tabii daha sizi yeterince tanımadan ilk izlenimle edindikleri önyargılardan kaynaklanan pürüzler de azımsanmayacak kadar çok.

 

Şu sıralar yaptığım iş kapsamıda haftalık ekip toplantılarımız oluyor. Birini hafta başında, diğerini sonunda gerçekleştirdiğimiz bu toplantılarda o haftanın gündemi, tamamlanması gereken işler, dış paydaşlarla toplantılar ve sonuçları üzerinden geçiyoruz. Herhangi bir sorun varsa, ya da üstlerimizden almak istediğimiz tavsiyeler vs... onlar da bu toplantılarda tartışılıyor. 

 

Geçtiğimiz günlerdeki toplantılardan birinde, bir konuyla ilgili yanıt beklediğiniz kişilerle iletişimimizde ne kadar sınırları zorlamalıyız sorusu ortaya atıldı. Kimimize göre olumlu ya da olumsuz bir yanıt gelene kadar her türlü email, telefon, mesaj vs. bombardımanı uygun. Çünkü o "evet" ya da "hayır" mesajını görmeden, onlar için konu kapanmış sayılmıyor. 

 

Bana göreyse bir insanın bir kaç kez hatırlatma sonunda bana geri dönüş yapmaması zaten olumsuz bir cevaba işaret ediyor. 

 

Bu tartışmada bir iş arkadaşım:

 

"Karşımdaki insana bana nasıl davranılmasını istiyorsam o şekilde davranıyorum" dedi.

 

Benimse bu konudaki tavrım tam ters yönde :

 

"Karşımdaki insana kendisine davranılmasını istediği şekilde davranmaya gayret ediyorum". 

 

Karşınızdakine kendinize davranılmasını istediğiniz gibi davrandığınız noktada bambaşka bir reaksiyonla karşılaşma imkanınız yüksek. Düşünsenize, siz dolaysız iletişimden yana bir kültürden geliyorsunuz ve çok dışa dönük bir karaktersiniz. Karşınızdaki insan kimi mesajları doğrudan almayı istemeyen, belki daha muhafazakar ve içe dönük bir karakter. Bu kişiyle kendi kurallarınızla yaklaşırsanız, büyük ihtimalle istediğinizi almanız pek kolay olmaz. 

 

Karşınızdakine kendisine davranılmasını istediği şekilde davranmanızın birinci koşulu elbette o insanın kültürel ve karakteristik kimi özelliklerini, çoğu zaman kısa bir zaman diliminde çözmeye; kimi kodları kullandığı kelimeler, cümleler ve hatta mimikler üzerinden anlamaya çalışmanız şart.

 

Bu yeti kimi insanlarda doğuştan daha gelişmiş olabilir, ama büyük ölçüde öğrenilebilir ve geliştirilebilir.

 

İşte bu noktada sahneye "duygusal zeka" çıkıyor. 

 

İster işinizden memnun olun, ister kariyerinizi kökten değiştirmeye çalışın. Her durumda duygusal zekanızı geliştirmek sizin avantajınıza. 

 

Şu anki durumunuzu merak ediyorsanız, yeni keşfettiğim MindTools isimli sitedeki testi uygulayabilirsiniz. 

 

Psikolog Daniel Goleman duygusal zekanın 5 etmenden oluştuğunu söylüyor. Test sonuçları da bu 5 etmen üzerinden yorumlanıyor:

 

1- Öz farkındalık (Self awareness)

Hislerinizin ve duygusal iniş çıkışlarınızın farkında olma hali. Duygusal zekası yüksek olan insanlarda bu farkındalık da gelişmiş oluyor. Bu özelliğinizi geliştirmek için mindfulness aktiviteleri öneriliyor. Benim önerim çok sevdiğim bir arkadaşımın hayata geçirdiği Patika Uygulaması mesela.

 

2- Öz düzenleme (Self regulation)

Öz düzenleme, stres ve baskı altında kontrolü elinizde tutabilmek demek. Sizi öfkelendiren, çileden çıkaran durumlarda aşırı tepki göstermeden sakin kalabilme yetisi. Bu yetinizin gelişkin olmadığını düşünüyorsanız, öfke kontrolüyle ilgili içerikler okuyabilirsiniz. Ya da nefes terapisi deneyebilirsiniz. 

 

3-Öz Motivasyon 

Motivasyon hislerinizle bağlantılı aslında. Kimimiz minik bir hayal kırıklığıyla tüm motivasyonunu kaybederken, bazılarımız her türlü engele rağmen devam etme gücünü kendinde bulabiliyor. 

 

Motivasyonunuzu artırmanın önemli bir adımının orta ya da uzun vadeli bir amaç edinmek olduğu söyleniyor. Bu bende pek olmadığından test sonuçlarında bu bölümde yerlerde sürünüyorum :)

 

Ulaşmak istediğiniz bir yerin olması önemli ama bence ondan daha önemli olan oraya ulaşırken yolda edineceğiniz deneyim. Olumsuz her adım hanenize önemli bir ders olarak eklenmiş olacak. Olumlu her adımsa zaten sizi hedefinize ulaştıracak.

 

4-Empati

Empati, başkalarının hislerini ve bakış açılarını anlayabilme yetisi. Belki bu 5 özellik içinde en zor ama duygusal zeka için en olmazsa olmaz özelliklerden biri. Bu konuda kendinizie geliştirmek için öncelikle iyi bir dinleyici olmalı, kendinizi o kişinin yerine, onun koşullarındaymış gibi düşünerek koymaya çalışmalısınız.

 

5-Sosyal beceriler

İnsanlarla bir arada olmayı seviyorsanız işiniz biraz daha kolay ama pek sevmiyorsanız da bu yönünüzü geliştirebilirsiniz. En azından en başta "yapana kadar yapıyormuş gibi davranabilirsiniz".

 

Mind tools'da iletişim becerilerinizle ilgili teste de göz atın lütfen. Buna göre hangi yönlerinizi geliştirmeniz gerektiğini anlamanız daha kolay. Bu teste göre o kadar da iyi bir iletişimci değilmişim mesela 😃 Ama sistematik açıdan bakıldığında çok doğru noktalarda eksiklerimin olduğunu görmem açısından iyi oldu.

 

Sonuç olarak yaptığınız ya da yapmak istediğiniz iş ne olursa olsun, karşınızdaki insanların ihtiyaçlarını, duygularını anlamanız ve onlara uygun çözümler sunmanız çok önemli. Bu noktada da sizi IQ'nuzdan çok EQ'nuzun kurtaracağından emin olabilirsiniz.

 

Girdiğiniz yeni sosyal ya da iş çevrelerinde kendinizi bir anda kabul ettirmeniz elbette mümkün değil. EQ'nuzu geliştirmeye çalışmak  bir adım ama daha pratik bilgiler için şu linklere de göz atmanızı öneririm:

 

17 Psychological Tricks To Make People Like You Immediately

Türkçesi içinse :

Girdiğiniz Ortamlarda Kendinizi Kolayca Kabul Ettirmek İçin Bilmeniz Gereken Birtakım Kurallar

(Linkler canım Elif'ten)

 

Siz de önerilerinizi ve ilgi çekici olduğunu düşündüğünüz tüm kaynakları paylaşabilirsiniz. 

 

PS: Yazıya eşlik eden görselse Belçikalı sanatçı Corinne Vanden Berghe'nin "Fauna et Flore" isimli eserinden.

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz