November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Tez canlılıkla imtihanım

January 15, 2018

 

Bir iş mülakatına girsem ve en büyük zayıflığın ne diye sorsalar, muhtemelen aklıma sabırsızlığım ve tez canlılığım gelir.

 

Elime aldığım ne varsa bir an önce bitsin, planladığım ne varsa bir an önce gerçekleşsin, yapılacak bir iş varsa hemen başlayalım gitsin...

 

Küçüklüğümden bu yana durum böyle. Sınavlardaki halimi hatırlıyorum, sırf bir an önce çıkabileyim diye verdiğim yanıtları kontrol etmeden, gözden geçirmeden teslim ederdim. Sözlü bir sınav, sunum vs. olacaksa ilk ben halledeyim de aradan çıksın isterdim. Alışveriş yapılacaksa ilk gördüğüm yerden alayım kafam rahatlasın. Bir toplantı olacaksa bir an önce başlasın, bitsin,  işimize koyulalım. Herkes mümkünse olması gereken yere zamanında gitsin, beklemekle vakit kaybetmeyelim. Gibi gibi...

 

Farkettiyseniz verdiğim örneklerde hatalı olduğum bir dizi nokta var. Biraz daha sabırlı olsam, biraz daha vakit harcasam çok daha iyi koşullar sunan sonuçlara ulaşmam mümkün. Gelin görün ki bunu şu zamana kendime anlatmam pek mümkün olamadı. Çünkü öyle ya da böyle 30larımın ortasına, büyük sıkıntılar yaşamadan merdiven dayamayı başardım 😃

 

Amma velakin şu sıralar hayatın bundan sonrasının bu tez canlılıkla devam edemeyeceğini gördüğüm günlerden geçiyorum.

 

Hem iş hem de özel hayatımın tümden değişime uğradığı şu süreçte de en büyük sınavımı sabırla veriyorum. 

 

Avrupa'da ehlikeyifliğiyle bilinen memleket Belçika da sağolsun, bu açıdan hiç yardımcı olmuyor. Her işin aheste aheste yapıldığı, kimsenin sıkıştırılmaya, strese gelemediği bir ortam düşünün. Bir insana bir iş yaptıracağınıza üstüne para verip bir de kendiniz yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. Tartışmak, kavga etmek falan da yok. Öyle değişik haller yani. Benim gibi bir karakter için baş etmesi kolay bir psikoloji değil. Sürekli beklemekle geçen günler, ertelenen randevular, işler ...

 

Zaman içinde alışabilir miyim emin değilim ama kendimi sabırsızlıkla baş etme konusunda eğitmemin şart olduğunu görüyorum. 

 

Sabırsızlığımın baş gösterdiği önemli bir alan da iş ortamı. Bana sorarsanız geldiğim günün ertesinde tüm işe hakim olup, büyük işler kotarmam şarttı. 

 

Elbette böyle bir dünya olmadı :) Zaten kimsenin sizden böyle bir dünya beklediği de yoktu.

 

Özellikle kariyer değişiminden geçiyorsanız ve yepyeni bir işe adım attıysanız tez canlılığınızın ve sabırsızlığınızın size yarardan çok zarar getirebileceğini, hatta bir numaralı düşmanınız olabileceğini görmek gerekiyor sanırım. Biraz daha sabrederek, daha doğru fırsatlar yakalamak mümkün. 

 

Ben de bir çoğumuz gibi bir takım hedeflerle, tamamlanması gereken projelerle, doldurulması gereken kotalarla vs. baş ediyorum. 

 

Yine de şu sıralar, can havliyle bir işi başarmak için aceleyle oradan oraya koşturacağıma, ilk etapta kendime daha az yüklenip, daha sistematik ve ağır hareket etmem gerektiğini hissediyorum. Sistemi ortaya çıkardığımda çarklar zamanla beklediğimden bile daha hızlı dönmeye başlayabilir.

 

Bunun için de kendime yüklenmekten vazgeçip, iş hayatının akışına kendimi bırakmam gerekiyor.

 

Geçtiğimiz hafta denk geldiğim bir yazıda Leonarda da Vinci'nin sabırsızlıkla mücadele için kullandığı mottosu "Ostinato Rigore"yle tanıştım. Kabaca, "sürekli bir titizlik ve özen gösterme hali" olarak çevrilebilir.  Da Vinci hiçbir işinde tez canlılığına yenilmez, başladığı her esere kendisini verip gerçekten bittiğini hissedene kadar elinden düşürmezmiş. 

 

Bu bakış açısına erişmek ne derece mümkün ama yine de denemeye değer.

Sonuç olarak istediklerinize bir gece kavuşmak mümkün değil. Sabırsız davranarak işi belki de daha fazla yokuşa bile sürüyor olabiliriz.

 

Yepyeni bir kariyere geçiş planı yapıyorsanız, ya da şimdiden bir adım attıysanız,benim gibi sabrınıza yenilip hızlı hareket etmeye çalışmayın. Yolun başında tez canlılığınız nedeniyle karşılaşacağınız bir takım aksilikler motivasyonunuzu bir anda kırılabilir, bu durumda hasar kontrolüyle baş etmek çok daha zor olabilir. 

 

Peki nasıl baş edeceğiz sabırsızlıkla ? Ben uygulmaya çalıştığım bir kaç adımı sıralayabilirim:

 

- Her şeyin başında tez canlılığını kabullenmek gerekiyor sanırım. Bu durumun hayatınızda bazı sorunlara neden olduğunu farkedip, değişmek istemek öncelikli adım.

-  Sabırlı olmak için karşınızdaki insanları daha iyi anlamaya çalışmak lazım. Bu da daha iyi dinleme gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Karşınızdakiyle empati kurmaya başladığınız noktada sabırsızlığınızı biraz daha törpülemeniz mümkün.

- Sabırsızlığınızın yarattığı ya da yaratabileceğini sıkıntıları bir yere yazabilir ve ara ara göz atabilirsiniz.

- Mindfulness aktivitelerine göz atabilirsiniz. Şu sıralar favorim PatikaApp mesela.

 

Sizin kendi yöntemleriniz var mı? Paylaşsanız ne güzel olur!

 

PS: Görsel, Amsterdam'daki NEMO Science Museum'dan. Ufacık bir mermerin düzeneğin tamamını harekete geçirdiği bir deneyden kare. Özetle büyük bir sabrın ürünü :)

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz