November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Rahatı rahatsızlıkta bulduğunuzda...

December 11, 2017

 

Kariyer değişimlerinde;  ister öncesi, ister ortası ya da sonrası olsun kişinin kendini güvensiz ve huzursuz hissetmesi çok doğal.

 

Bir hobinizi işe dönüştürseniz de, sıfırdan bir girişim de yaratsanız, sonuç olarak hayata sıfırdan başladığınız bir döneme, ucunu göremediğimiz bir maceranın içine girmiş oluyorsunuz.

 

Bu değişim hayatınızı öncelikle fiziksel olarak etkiliyor.

 

İşinizle birlikte sosyal çevreniz değişmeye, yepyeni insanlarla sıfırdan bir network kurmaya başlıyorsunuz. Bu da yetmiyor, yaşam koşullarınız etkileniyor. En azından şu zamana kadar dinlediğim hikayelerden hareketle, daha tutumlu bir hayata geçiş yapıyorsunuz. Haftanın üç gecesi dışarı çıkmalar belki bire düşüyor. Sürekli taksi kullanırken, kendinizi metrobüste buluyorsunuz...

 

Bu rahatsızlık hali elbette zihninizi de yoruyor,  zaman zaman uykularınızı kaçırabiliyor. 

 

Tüm bunların gözünüzü korkuttuğu noktada, bir durun ve düşünün. Hayatınızda sizi olgunlaştıran, geliştiren, başarılı hissettiren olayları hatırlamaya çalışın.

 

Kendinizi hiç çok rahat ama aynı zamanda gelişirken, yenilenirken hissettiğiniz bir dönem oldu mu? Size daha iyi koşullar sunacağını bildiğiniz hangi duruma ulaşmak için çabalamak sizi rahat hissettirdi? Peki oraya ulaştığınızda her şey sizin için bitmiş miydi?

 

Gelmek istediğim nokta şu: Belli ki hayatta bir yere ulaşmak için rahatlıktan feragat etmeyi kabullenmek birinci koşul. Sürekli diken halinde olmaktan bahsetmiyorum tabii. Özellikle değişim süreçlerinde yaşanan sancılar sizi her zamanki rahatlık alanınızdan büyük ölçüde uzaklaştırabiliyor. Ve bu uzaklaşmanın ne kadar süreceğini bilmediğiniz noktada, belki de çözüm rahatı rahatsızlıkta bulduğunuz bir bakış açısı kazanmaktan geçiyor.

 

Geçtiğimiz hafta  T. Harv Eker'in bir sözüne denk geldim. Kendisini ziyadesiyle itici buluyorum ama bu sözü pek hoşuma gitti.

 

"Kimse rahatsızlıktan ölmedi, ama rahatlık içinde yaşamak nice fikri, fırsatı, eylemi ve gelişimi öldürdü. Rahatlık öldürür!"

 

Yarın sabah kalktığınızda hayatınızı değiştirmeye başlayın diyecek halim yok tabii. Bu mevzuyu yalnızca kariyer değişimi açısından da söylemiyorum. 

Rahatsızlıktan rahatsız olmama hali elbette vakit alacak. Sen becerebiliyor musun, derseniz, henüz yaklaşabilmiş değilim. Ama çabalıyorum, hem de çok.

 

Eğer bu bakış açısı hoşunuza gittiyse ufak adımlarla başlayabilirsiniz. 

 

Örneğin, aldığınız ama elinizin gitmediği kitaplarla başlayabilirsiniz. Ya da daha önce izlemediğiniz türde bir film izlemekle. Hiç gitmediğiniz sokakları, semtleri, şehirleri keşfetmekle. İlgi duyduğunuz bir alanda online ders de alabilirsiniz, bir master programına kaydolarak da. 

 

Umarım demek istediğimi anlatabilmişimdir. 

 

Gelişim ancak kimi adımları günlük alışkanlara dönüştürmeye başladığınızda geliyor, bu da ister istemez  sizi en başta rahatsız hissettiriyor. Bu noktada rahatsızlığın sizin büyük resminize katkısını düşünmeniz, içinize garip bir rahatlık hissiyatı işletiyor.

 

Davranış bilimleri ve kişisel gelişim üzerine kitaplarıyla bilinen Daniel H. Pink bu bahsettiğim durum için "üretken rahatsızlık" (productive discomfort) terimini önermiş.

 

Çok rahat ettiğiniz bir ortamda yeterince üretken olamadığınızı, ama aynı şekilde çok rahatsız ettiğiniz koşullarda da üretkenliğinizi kaybettiğinizi söylüyor. Yani bunun bir dengesini bulmak şart.

 

Rahatlık alanınızdan çıktıktan sonra olacaklar elbette zamana, sabrınıza, çabanıza ve iradenize bağlı. Ama bir kere çıktıktan sonra da daha sık nasıl yapabilirim diye düşünmeye başlıyorsunuz. Tıpkı extreme sporlarla ilgilenenler gibi. Dışarıdan bakanlar için ne kadar ürkütücü olsa da onu yaşayan insanların salgıladığı adrenalin ve aldıkları hazzı tarif etmek kolay değil.

 

Ufak denemeler yapabilirsiniz. Merak etmeyin, hayatınız bir anda alt üst olmuyor. Minik değişikliklerle nasıl hissettiğinizi tartabilirsiniz. Eğer hoşunuza giderse önünüzde açılacak kapıları bir düşünsenize!

 

Görsel: Cognizant

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz
Please reload

Tagle arama yapın