November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Gençler, gençlerimiz...

June 26, 2017

Yaşadığımız hayattan memnun olup olmamak, başka hayatların ve koşulların varlığının bilgisine sahip olup olmadığımıza bağlı olarak değişiyor çoğu zaman.

 

Siyasal'da ilk girdiğim ders, Ayhan Yalçınkaya'nın Siyaset Bilimine Giriş dersiydi. Daha ilk dakikada tahtaya yazdığı söz geliyor aklıma:

 

"Kim ki bilgisini artırır, kederini artırır."


Belki bugün de bilginin peşinden gitmeden hayatlar sürdürmek mümkün ama, özellikle teknolojideki gelişim ve mobilitedeki artış sayesinde giderek daha az mümkün.

 

Okuyarak ya da deneyimleyerek bilgi sahibi olmak, doğal olarak daha fazla sorgulamayı, araştırdıkça daha fazlasını istemeyi beraberinde getiriyor. Zaman zaman da kendi dünyanızı başkalarıyla kıyaslamaya yönlendiriyor sizi. Sizden bambaşka arka planlara, coğrafi, ekonomik ve sosyal koşullara sahip insanların hayatlarını görünce, kendinize sormadan edemiyorsunuz, bizde eksik olan ne, diye!

 

Geçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu'nda KAGİDER'in  (Kadın Girişimciler Derneği) organize ettiği bir panelin hazırlıklarına destek vermek için birkaç günlüğüne Brüksel'deydim. Panelin teması Avrupa Birliği ve Türkiye'de İş Hayatında Kadın'dı.

 

Bu vesileyle KAGİDER heyetiyle, Avrupa Birliği'nin farklı kurumlarından yetkililerle, Brüksel'deki Türk diplomat ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelme şansımız oldu. 

 

Düzenlediğimiz panele Brüksel'deki Türk sivil toplum kuruluşlarında staj yapan üniversiteli ve yeni mezun gençlerden de katılım oldu. Etkinlik sonunda bir kısmıyla tanıştık, ayak üstü sohbet ettik.

 

Bahsettiğim bu gençlerin hepsi iyi okullarda, iyi bölümlerde okuyan/okumuş yani, 'eğitimli' dediğimiz genç kitle. Ancak ayak üstü sohbetimiz sırasında bu kadar eğitimin üstüne iş hayatında ne yapacaklarını bilemediklerini ve kendilerini kaybolmuş hissettiklerini söylemeleri beni bir hayli üzdü.  Onları kariyerlerine nerede, ne şekilde başlayacaklarına yönlendirecek kişi ve platformların olmamasından yakınıyorlar ve bu konuda görece daha deneyimli büyüklerinden tavsiye bekliyorlardı. 

 

Onlarla sohbetimizden kısa süre sonra Avrupa Komisyonu'nda bir toplantıya daha katıldık. Toplantıda Komisyon tarafında 3 kişi vardı; titrlerine girmiyorum. Birisi üst düzey yönetici, diğeri daha orta kademe ve bir diğeri ise stajer.Toplantılarda adet, önce herkesin kendini ksıaca tanıtmasıdır. Sıra stajere geldiğinde söylediği bir şey çok ilgimi çekti. Staj süresince, o yanındaki üst düzey yöneticisine tersten mentörlük verdiği bir projenin de parçası olduğundan bahsetti. O sırada söze üst düzey kişi de dahil oldu ve bu proje sayesinde AB Bürokrasisine genç nesillerin bakışını adapte etmeye çalıştıklarını söyledi. Şakayla karışık stajeri için "beni doğru yola sevkediyor" dedi. 

 

Bir yandan hayatta ne istediğini bilemeyen gençlerimiz, öte yandan benzer yaşlarda olup kendilerinden en az 30 yıl daha fazla iş deneyimine sahip yöneticilerine mentorlük yapan bir başka genç kitle. 

 

Sizce bu durum bize çok önemli şeyler anlatmıyor mu?

 

80 milyonu aşan nüfusumuzun büyük bölümünü hala gençler oluşturuyor. Bugün üniversitede okuyan gençler, önümüzdeki 10 yılda iş yaşamında bizlerle, farklı seviyelerde aynı masalarda oturacak. Onların dünyaya bakışı, dünyayı algılayışı bizim iş yapma biçimlerimizi doğrudan etkileyecek.

 

Büyük genç nüfus, bu büyük potansiyel, daha aydınlık geleceğin habercisi olmalı.

 

Ama hayattan ne beklediğini, ne beklemesi gerektiğini öğretemediğimiz, hayal kurma yetilerini ellerinden aldığımız bu gençlerle geleceğimizi ne kadar aydın kılabileceğiz? Çocukluk ve ilk gençliklerini ard arda girdikleri sınavlarla körelttiğimiz, sorgulamayı ezberlemeyle ikame ettirdiğimiz bu nesil için, kariyer seçiminden çok daha ciddi sorunları çözmemiz gerekiyor. 

 

PS1:Bu haftaki yazısının resmi Londra Dalston Junction'da yer alan "Unite for Peace" (Barış için Birleşin) temalı meşhur mural. 1985 yılında ressam Ray Walker'ın yaptığı resmin esin kaynağı 1983 yılında Hackney'de gerçekleşen Barış Karnavalı. Bu mural vesilesiyle bayramınız kutlu olsun. 

 

PS2: Bir süre seyahatlerde olacağımı söylemiştim. Ama ProjectPost30 sayesinde radarlarım o kadar açıldı ki, nereye gitsem projeye uygun birilerine denk geliyorum. Geçen hafta bir akşam yemek için gittiğimiz mekanın sahibinin daha önce Avrupa Parlamentosu'nda çalışan ama daha sonra kendi restoranını açan bir kadın olduğunu öğrenince tabii hemen gözlerim parladı. Servis sırasında kadını rahatsız etmeyeyim, ertesi gün daha sakin zamanda gidip konuşayım istedim ama meğer mekan sadece akşam yemeği için açıkmış, bir türlü yakalayamadım. Yine de fırsatları değerlendirmeye devam edeceğim. 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz