November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Ok yaydan bir kere çıkınca...

May 29, 2017

 

Yaklaşık bir on gün önce toplantılar için Doğan TV Holding binasındaydık bir arkadaşımla. Mekanda hemen her yerde doğal olarak televizyon ekranları ve her birinde de yayın kuruluşunun sahip olduğu kanalların programları gösteriliyordu. Toplantı sırasında bir ara gözüm ekranlardan birine gitti. CNNTÜRK'teki haber kuşaklarından birinde esnek çalışmanın yaygınlaşmasıyla ilgili bir haber geçiliyordu. Spikeri ve muhabiri elbette duyamadım -ses kısık olduğu için- ama algıda seçicilik mantığıyla haberin başlığına ve akan yazılara göz atma imkanım oldu:

 

 "Esnek çalışma modeli revaçta- Trafiğe farklı mesai saatleriyle çözüm"

 

Aklımdan, 'Bu mevzuları en azından kamuoyunda da tartışılır hale getirmemiz ne güzel' derken, aynı günlerde başka bir haberle karşı karşıya kaldım.

 

Dünyaca ünlü teknoloji markası IBM, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamayla yıllardır uzaktan çalışan elemanlarını tekrar ofise çağırma kararı aldığını duyurdu. Buna göre yaklaşık 2 bin 600 kişiden oluşan ABD'deki "pazarlama departmanı" çalışanları ülkedeki 6 merkezden birinde 'omuz omuza' çalışmak durumunda kalacak.

 

80'li yıllardan bu yana aşama aşama uzaktan çalışma sistemini inşa eden, 2009 yılında çalışanlarının yüzde 40'ının evlerinden çalışmasına imkan tanıyan ve bu sayede yılda ortalama 100 milyon dolarlık tasarruf yaptığını göğsünü gere gere açıklayan bir şirkette neler oluyor da böyle bir karar alınıyor?

 

105 yıllık şirketin yıllardır sürdürdüğü ve bununla bir hayli prim yaptığı esnek çalışma politikasından vazgeçme nedeni olarak, son 20 çeyrektir devam eden gelir düşüşü ve CEO Ginni Rometty'ye ödenen maaşların hissedarlar nezdinde yarattığı rahatsızlık öne sürülüyor. "Ofise geri dönüş" politikasının amacının da, daha güçlü işbirliğini, verimi ve inovatif yaklaşımı artırmak olduğu açıklanıyor. 

 

IBM'in bu stratejisini vakti zamanında Yahoo'nun başına Marissa Mayer'in geçmesiyle de görmüştük. Bu yüzden haberlerde ilk "IBM'in Marissa Mayer anı" başlığını görünce tüylerim ürperdi. 

 

Şirket, çalışanlarına 90 günlük süre tanıyarak, ofis ortamına geçişi isteyip istemediklerinin kararını vermelerini bekliyor.

 

Okuduğum haberlerde çalışanlarının görüşüne danışıldığında herkesin karardan mutsuz olduğu gibi bir algı var. Ama buna rağmen IBM'den gelen açıklama, çalışanların çoğunun bunu kabul ettiği yönünde. Ne kadarı doğru, sanırım önümüzdeki günlerde iyice netleşir.

 

Üç temel sorun

 

Burada sorunlu olduğunu düşündüğüm üç temel nokta var:

 

Öncelikle IBM bir teknoloji şirketi. Teknoloji şirketi dendiğinde benim aklıma dünya trendlerinin yakından takibinin ötesinde, yeni trendlerin yaratıcısı olma misyonu da geliyor. Bu yüzden yıllar önce "zamanının ötesinde" hareket eden bir markanın, şimdi geri adım atıyor olmasının şirket itibarı açısından sorunlu olduğunu düşünüyorum. Hele de bu bir teknoloji şirketi ise. 

 

İkinci sorunlu nokta ise, çalışanların kontratlarını bu şekilde değiştirmeye çalışmakta. Bir kere bu kararla IBM'in yetenek havuzunun  olumsuz yönde etkilenecek olacağı fikrindeyim. Kendisine seçme şansı sunulan bu çalışanların  dünyanın en iyi diğer şirketlerinde kendilerine uygun çalışma sistemlerinde geçiş yapacaklarını öngörmek şaşırtıcı olmaz. Tamam, dünya binbir yetenekli ve başarılı insanla dolu diyebilirsiniz ama, artık yeni neslin iş yeri taleplerinde ciddi değişim var. Bunu göz ardı etmek garip geliyor.

 

Konunun kadın çalışanlar nezdindeki boyutuna değinecek olursak, bu kararın zaten IT sektöründeki cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirecek sonuçlar doğuracağını söylemek saçma olmaz. Çünkü kadınlar için uzaktan çalışma imkanı her daim daha cazip. Bu karara onların vereceği tepki o yüzden daha da merak konusu benim için. 

 

Yukarıdaki iki konuyla bağlantılı bir başka önemli nokta daha var. O da şirketin yıllar süren başarısız performansının faturasının doğrudan çalışanlara çıkarılıyor gibi görülmesi. Bir IBM çalışanı olsam, sanırım en çok bundan rahatsızlık duyardım. 

 

Gördüğünüz hakikati yadsıyabilir misiniz?

 

Sonuç olarak, bence ok yaydan gerçekten çıktı bir kere. Hele de esnek çalışmayı deneyimlemiş, bunun verimliliğini ve başarısını bizzat görmüş çalışanlar için. 

 

Bu yüzden IBM'in yaratıcı ve nitelikli insan kaynağını yalnızca belirli merkezlerdeki ofislere sığdırmaya çalışılmasını henüz aklım almıyor. Buna gerekçe olarak gelir kaybının öne sürülmesini de keza.

 

Yıllardır uzaktan çalışma modelinin artılarını, sağladığı tasarrufu ve artan verimliliği pazarlayan şirket, şimdi binlerce insanı yerinden etmek; yerinden olmak istemeyenlere de yüklü tazminatlar ödemek ve ofis alanlarını yeniden düzenlemek içinde ciddi yatırımlar yapmayı göze alıyor. Dediğim gibi, sonuçlarını birlikte göreceğiz.   

 

Ofis hayatı ve evden çalışma kıyaslaması yapmak gibi bir derdim yoktu bu yazıda. Özellikle farklı eğitim disiplinlerine, çalışma alışkanlıklarına ve her bir bireyin sahip olduğu farklı verimli çalışma saati dilimleri olduğu gerçeğine bakıldığında, herkese uygun yöntem değişiyor.

 

Yine de en akılcı metod, her çalışanın kendine uygun zaman dilimlerinde, kimi zaman ofis kimi zaman ofis dışında esnek çalışmaya devam etmesi şeklinde olur gibi geliyor. 

 

Dün izlediğim A Cure for Wellness (Yaşam Kürü diye çevrilmiş) isimli filmin başlangıcındaki sözler bana doğrudan bu konuyu hatırlattı:

 

"İnsan gördüğü hakikati yadsıyamaz. Nasıl doğumdan geriye dönüş olmuyorsa, gözleri açılan bir kör de kendi isteğiyle tekrar karanlığa dönemez."

 

Siz ne düşünüyorsunuz?

 

Bu arada bu hafta ProjectPost30'da Toronto'dan bir konuğumuzu ağırlayacağız. Kurumsal çalışma düzeninden hayallerinin peşinden giderek kendi esnek çalışma düzenini kuran bir kadınla tanışacaksınız.

 

Çarşamba görüşmek üzere!

 

PS1: Geçen hafta ilk buluşmamızı sorunsuzca ve hatta bol keyifle gerçekleştirdik. Devamı elbette gelecek. O günden bir kaç kare için sizi Facebook sayfasımıza alabiliriz. 

 

PS2: Yazıdaki görsel A Cure for Wellness filminden bir kare.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz