November 4, 2019

October 15, 2018

May 28, 2018

Please reload

Son Yazılar

Türkçe'ye çeviremediğim bir kavramın peşinde koşarken...

March 19, 2017

 

"Yönetim danışmanlığı şirketi" diye bir şey duydunuz mu?

 

Kurumların faaliyet gösterdikleri sektörlerdeki pazar performanslarını artırmak, rekabet üstünlüğünü sağlamak ve genel olarak ülke ve dünya gündemini yakından takip ederek şirkete bir dış göz olarak danışmanlık veren şirketler olarak özetleyebiliriz sanırım.

 

Bu işi bireysel çapta yapan kişiler de var, yönetim danışmanı deniyor bu kişilere.

 

Bir şirkete bağlı ya da bireysel olarak çalışan danışmanlar, kurum stratejisinin değerlendirilmesi ve hangi yöne doğru ilerlemesi konusunda öneriler sunuyorlar.

 

Bu kısa girişi neden yapıyorum?

 

Son bir kaç yıldır Victor Cheng isminde eski bir yönetim danışmanını internette yakın markaja almış durumdayım. Cheng, kariyerini yıllarca bu tarz şirketlerde farklı departmanlarda çalışarak geçirmiş. Şimdi ise bu sektörde kendisine pozisyon kapmak isteyen kişilere online insan kaynakları danışmanlığı ve mülakat eğitimleri veriyor.

 

Yönetim şirketlerinde danışman olma gibi bir idealim hiç olmadı açıkçası. O yüzden ilk ne şekilde keşfettiği hatırlamıyorum bu Cheng Efendi'yi. Ama ilk günün ardından yıllardır takip etmemi sağlayan ve onda esasen ilgimi çeken nokta;  paylaştığı önerilerin ve görüşlerin gerek iş, gerek sosyal yaşama olumlu katkı sağlaması. 

 

Ben para vererek danışmanlık almıyorum tabii, sadece arada bir paylaştığı içerikleri e-bülteni aracılığıyla takip ediyorum. 

 

Geçen haftaki bülteninde İngilizce "discernment" kavramına değiniyordu. Türkçe'ye nasıl çevirsem diye bin bir takla attım, hatta bu konunun uzmanı bir dostuma da danıştım ama Türkçe'de tek bir kelimeye indirgemeyi başaramadım. Elim ve dilim elverdiğince; "farklı seçenekler arasında sezgilerinizle muhakeme yaparak karar vermek" şeklinde çevirmiş olayım. Eğer tam bir karşılık biliyorsanız ne olur paylaşın, hep birlikte rahat edelim.

 

Hayatımızın her köşesine dokunan bu kavram, ProjectPost30'un hem çıkış noktasıyla hem de paylaşılan hikayelerle ilgili olduğu için bu hafta ben de Cheng Efendi'ye özenip ele alayım istedim. 

 

Bu blog yazısına kelimenin İngilizce'sini kullanarak devam edeceğim. Tamamen harf tasarrufu yoluyla daha az kafa karıştırması adına yapıyorum bunu. Yanlış anlaşılmasın lütfen. 

 

"Discernment" kavramını hayatın farklı alanlarında bir çok noktada görüyoruz:

 

Örneğin,

Hangi arkadaşlarla daha yakın olmak istediğiniz, 

Hangi işi tercih edeceğiniz,

Hangi patronla ya da müdürle çalışmayı isteyip, istemediğiniz, 

Hatta kiminle evlenmek istediğinize kadar...

 

Cheng Efendi hayatta size neyin iyi geleceğini tartarak, muhakeme yoluyla seçim yapmanın bir yeti olduğunu söylüyor. Yetenek demiyorum, çünkü bu doğuştan gelmenin ötesinde geliştirilebilir bir özellik.

 

Geliştirilmesinin önemi ise şundan geliyor: Etrafınızı çevreleyen insanların size kattığı olumlu nitelikler ve hisler, tüm yaşam kalitenizi doğrudan etkiliyor. Aynı şey bunun tersi için de geçerli.

 

Yani sizi mutsuz ve demoralize eden insanlarla bağınızı sıkı tuttuğunuzda sürekli bir huzursuzluk hali içinde oluyorsunuz. Size saygı duymayan, kariyer gelişiminize destek olmayan bir yöneticiyle çalışmak, yalnızca iş hayatınızı değil özel yaşamınızı da negatif etkiliyor. 

 

Hal böyle olunca muhakeme yoluyla size daha iyi gelecek konular için çalışmak, çaba ve cesaret göstermek büyük önem taşıyor. 

 

Bu yetinizi geliştirmek adına en temel adım; kişisel ya da kariyer gelişiminize destek veren ve katkı sunan kişilerin veya kurumların kimler olduğunu, bunlar arasından kimleri ya da neleri hayatınızda hangi seviyede  tutmak istediğinizi tespit etmeniz. 

 

Sonraki adım bu kişilere veyahut kurumlara nasıl ulaşabileceğinizi, onlarla daha yakın olabilmek ve hayatlarınızda daha fazla yer almalarını sağlamak için neler yapabileceğinize biraz kafa yormak.

 

Ayrıca sizi dibe çeken, sürekli demoralize eden kişilerle de aranıza mesafe koymaya başlasanız iyi olur. 

 

Özetle burada önemli olan seçimin sizde olduğunu kendinize sürekli hatırlatmanız. 

 

Bunları yalnızca Cheng Efendi'yi sevdiğim ve paylaştıklarını çoğu zaman anlamlı bulduğum için söylemiyorum. "Discernment" kavramının varlığından bihaber olan ben meğer, bir süredir bizzat kendi hayatımda bu öneriyi uyguluyor ve faydasını bir çok açıdan görüyormuşum.

 

ProjectPost30'a dahil olan kişilerdeki ortak noktalardan birinin de bu olduğunu farkediyorum aslında. Görüştüğüm kadınların hemen hepsi kendilerini mutsuz eden, gelişimlerine katkı sunmayan, hatta sekteye uğratan, hayat kalitelerini olumsuz etkileyen durumları ya da  kişileri uzaklaştırma çabasında. Bunu kimisi bilerek yapıyor, kimisi de kendisine sunulan fırsatları iyi değerlendirerek daha az farkındalıkla değişime gidiyor.

 

Bu hafta paylaşacağım hikaye tam da karşısına çıkan fırsatları iyi değerlendiren bir kadına ait olacak. 

 

Eğitim hayatımızdan, yaptığımız işlere ve ilgi alanlarımıza kadar o kadar çok benzer yönümüz, bir o kadar çok ortak tanıdığımız var ki, hayatlarımızın bu ortak noktası bol seyrine rağmen bizi buluşturanın ProjectPost30 olması biraz enteresan ama fazlasıyla güzel. Geç oldu ama çok güzel oldu :) 

 

Hikayesi Çarşamba günü sitede ve aynı anda e-bülten aracılığıyla emaillerinizde olacak. Hala kaydolmadıysanız sizi bu linke alsam hiç fena olmaz. Tabii Twitter ve Facebook hesaplarımızda da olacak. 

 

Bu arada geçtiğimiz haftadan bu yana güzel gelişmeler olmaya devam ediyor. Giderek daha fazla kişiye ulaşmamız; gelen mesajlar, projenin parçası olmak isteyen insanlarla her geçen gün biraz daha büyüyoruz. 

 

Bu hafta Skype üzerinden de ilk görüşmemizi yapacağız. Umarım teknik olarak bir sıkıntı yaşamayız. Uzaktan sohbetin kayıt kalitesini iyi bir seviyede tutarsak, yurtdışından daha fazla kişinin de hikayesini sizlerle buluşturma imkanım olacak.

 

Son bir haftadır hem iş, hem ProjectPost30, hem de sevdiğim dostlarımı görebilmek için seyahatlerdeyim. 

 

İstanbul'dan biraz uzaklaşmak ve sürekli yollarda olmak başka türlü bir zihin açıklığı sağlıyor sanırım.

 

Yakın zamanda hoşunuza gideceğini düşündüğüm bir başka güzel gelişmeyi de paylaşacağım.

 

Ayrıca yepyeni fikirler aklımda dolanıyor.

 

Biraz sabırlı olup herşeyi bir anda içimden dışarı taşırmamayı öğrenmem lazım.

 

Hepimize bol çalışmalı ama keyifli bir hafta olsun.

 

Amsterdam-Köln treninden sevgiler :) 

 

Gökşen 

 

Not1: Bu posta eşlik eden görsel Hollandalı sanatçı Patricia Kaersenhout'a ait. "Rebellious Pride" (Asi Gurur) ismindeki bu el işlemesiyle süslenmiş dijital baskı; 1980'lerde Hollanda'da zenci kadınların özgürlük hareketinde önemli rol oynamış karakterleri portreliyor. Sanatçı bu eserde, kölelik, ırkçılık ve feminizm tarihi arasındaki ilişkiyi irdeliyor. Eserin aslı Arnhem Müzesi'nde.

 

Not2: Amsterdam'dan ProjectPost30 takipçileri için cici bir şey aldım. Sayımız biraz daha artsın, birinize bir hediye etmek istiyorum. Henüz nasıl bir formatta vereceğime karar vermedim, önerilerinize açığım. Mümkünse takipçi sayımızı da artıracak bir format bulalım :))

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Takip edebilirsiniz