Search
  • Goksen Asia

Gelecekte bizi neler bekliyor?


Nihayet yaz Brüksel'de de kendini hissettirmeye başladı. Son bir haftadır, şehrin yerlilerinin deyimiyle "olağan dışı" bunaltıcı sıcaklar yaşıyoruz .

Havaların ısınması yaz tatilinin de yaklaştığının habercisi tabii. Özellikle Temmuz ayının ikinci yarısı itibariyle bir çok kurum bir süreliğine ya tamamen kapılarını kapatıyor ya da çalışanlar parça parça tatile gitmeye başlıyor.

Bu sebeple Haziran ayı hem yılın ilk yarısının kapandığı, hem AB Dönem başkanlığının el değiştirmek üzere olduğu, hem de tatil öncesi her türlü etkinliğin tavan yaptığı en yoğun ay olarak takvimlerdeki yerini alıyor.

Bir dizi panelin, konferansın ya da workshop'un ard arda sıralandığı son bir kaç haftada ProjectPost30'u da ilgilendirdiğini düşündüğüm bir etkinlikten bahsedeceğim bugün sizlere.

27-29 Haziran tarihleri arasında Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Avrupa Sendikalar Enstitüsü (ETUI) ortaklığında "The World(s) of Work in Transition" temalı bir konferans düzenlendi. Türkçe'ye "Geçiş Dönemindeki Çalışma Dünyası(Dünyaları)" şeklinde çevirmeye çalıştım ama kulağıma pek anlamlı gelmedi. Özetle çalışmanın geleceği ve geçiş sürecinde yaşananlar masaya yatırıldı konferansta. Programın tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Farkedeceğiniz üzere konferansın ele almadığı bir alan yoktu neredeyse. Çünkü söz konusu çalışma ve iş gücü olunca, küresel çaptaki tüm gelişmeler konuyu yakından ilgilendiriyor.

Bu konferansı benim için özel kılan yalnızca kişisel ilgi alanıma doğrudan hitap etmesi değildi açıkçası. ETUC Brüksel'de çalışmaya başladığım dönemde ilk tanıştığım kurumlardan biri. Yaptıklarını bir süredir yakından takip ediyordum. Çalıştığım medya kuruluşunun etkinliğin medya partneri olmasına da ön ayak olmam sevincimi ikiye katladı haliyle. 🙂

Neyse, sözü daha fazla uzatmayayım ve izlenimlerimi paylaşayım.

Yalnızca Avrupa'nın değil, Kıta dışından da sosyal paydaşların katıldığı konferans onlarca panele ve konuşmacıya ev sahipliği yaptı. Hepsini takip etmem elbette mümkün olmadı, o sebeple yalnızca derlediğim notları kısa kısa paylaşmaya çalışacağım:

Ana tema "Çalışmanın geleceği ve geçiş süreciydi" ama esasen bu üç gün boyunca temel trendler üzerinden bu geleceğe nasıl geçiş sağlayacağımız tartışıldı.

Masaya yatırılan dört temel trend şu şekildeydi:

-Sermayenin ve iş gücünün serbest dolaşımının iş piyasasının geleceğine etkisi

-Göç ve yaşlanan nüfus nedeniyle demografik değişimin çalışma hayatına etkisi

-İklim değişikliği ve daha "yeşil" iş alanlarının ortaya çıkışı

-Diijitalleşmenin çalışma hayatında yarattığı değişim

Notlarıma gelecek olursak:

Bugün neredeyiz ve neye ulaşmak istiyoruz?

  • Geçiş sürecinde yaşananları öngörebilmek için önce önce nerede olduğumuzu anlamak gerekiyor.

  • Şu anda maksimum ekonomik, politik ve sosyal tehditlerin olduğu, eşitsizliğin tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Her alanda ciddi bir dikkat dağınıklığı var. Bu dikkat dağınıklığı ve kargaşa en son 1930'lu yıllarda bu denli yüksek seviyede olmuştu. Sonrasında yaşananları biliyoruz .

  • Ulaşmak istediğimiz yer ise, Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine uygun, yani adil, eşit iş koşullarının olduğu bir dünya olmalı. İçinde bulunduğumuz düzen şu anda ne ekonomik, ne de politik olarak bu hedeflere ulaşmamıza izin veren koşullara sahip.

  • Ama bildiğimiz bir şey var ki, bu yola ulaşmak için yalnızca iş dünyasının, yani özel sektörün ya da devletlerin değil, sosyal paydaşların da desteğine de ihtiyacın olduğu...

Teknolojik gelişmeler var olan işleri ne şekilde etkileyecek?

  • Araştırmalar şu anki işlerin yüzde 10'undan daha az bir kısmının yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

  • Var olan işlerin yarısının içeriği de bir şekilde değişime uğrayacak.

  • İş yaşamının geleceğine ilişkin 2030 yılına yönelik öngörüler içeren araştırmasını paylaşan CEDEFOP , teknolojik gelişim ve gelecekte yüksek talep görecek iş alanları arasındaki bağlantıyı şu şekilde aktarıyor:

"Teknolojik gelişimden çok etkilenmeyen, işletme ve satış gibi alanlara talep artmaya devam edecek. Bu iki alanda da hala insan zihnine ve duygusallığına ihtiyaç var belli ki. Buna karşılık teknolojik gelişimden yakından etkilenen bilişim, bilim ve araştırma alanında çalışanlara yönelik talep giderek azalacak."

Geçiş sürecinde becerilerimizi ne yönde geliştirmeliyiz?

  • Bir kere "Yetilerimizi, becerilerimizi geliştirmeliyiz" cümlesi tek başına bir anlam ifade etmiyor. Bu becerileri kazanmanın yaratacağı zorlukların neler olduğuna da bakmalıyız.

  • "Hayat boyu eğitim" kavramı hayatlarımızın olmazsa olmazı olacak, evet. Yasal düzenlemeler her yaştan, arka plandan ve eğitimden insan için bunu mümkün kılacak ancak uygulamada eşitsizlikler devam edecek. Bu noktada devletlere ve sosyal paydaşlara büyük iş düşecek.

Geleceğin becerileri neler olacak derseniz?

  • Önce klişelerden, daha doğrusu herkesin bildiklerinden başlayalım. Evet programlama becerisine talep devam edecek ama bu az önce söylediğim gibi beceriye duyulan ihtiyaç giderek azalacak. Bu geçiş sürecinde, yüksek öğrenimi olmayanların programlama eğitimlerine katılımı önem taşıyacak. Codecool isimli projeye göz atmanızı öneririm. Gelecekte mavi yakalı çalışanların yazılımcılardan oluşacağı tartışması hala devam ediyor.

  • Avrupa'nın bilinen Think Tanklerinden CEPS'in araştırmasına göre ABD'deki tüm işlerin üçte birinin temel dijital beceriler gerektiriyor. Bu dijital becerilerin sosyal yetilerle harmanlanması ise şart. Hatta ileride sosyal becerilerin daha fazla gerekeceğini öngörülüyor.

  • Sosyal beceriler içinde yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme becerisi giderek daha önem taşıyacak. Bununla birlikte göçün de etkisiyle çok kültürlü iletişim becerisine sahip insanlar öne çıkacak.

Çapraz becerilere sahip olanlar öne çıkacak

  • En önemli noktalardan biri gelecekte meslekler arası geçiş artacak, evet ProjectPost30'u en yakından ilgilendiren nokta burası. Bu noktada, alanlar arası geçişinize imkan tanıyacak becerilerin kazanımının artması gerekecek. Bunlara transversal (çapraz) ya da transfearable (devredilebilen) beceriler deniyor. Yani hangi alanda çalışırsaınz çalışın, o alanında gerektirdiği bilgi birikimi, uzmanlık ve deneyimin yanı sıra temel digital bilgiye, sosyal, bilişsel becerilere ve ilişki yönetimini yetilerine sahip olmanız beklenecek.

  • Çarpraz beceriler tasarımdan, iletişime, kodlamadan hikaye anlatımına kadar çok geniş bir skalayı kapsıyor. Siz ilgi alanlarınıza uygun olanlardan başlamaya gayret edin.

Esnek çalışmanın geleceği

  • İş yaşamında esneklik bir istisna değil, norm olmaya başlayacak. Yalnızca zaman açısından esneklikten bahsetmiyoruz; kontratlarda, sosyal güvenlikle de serbest zamanlı çalışanlara yönelik daha adil düzenlemeler gelecek.

  • Şu anki durumda en sık verilen örnek, Uber ve Delıveroo gibi şirketlerin istihdam politikaları. Bu şirketler için çalışanların herhangi bir sosyal hakları, emeklilik planları vb. uygulamalar yasal olarak düzenlenmiş değil. Bu konulara parmak basmanın yolunun sendikaların bu çalışanların dikkatini çekerek, onları bilinçlendirmesinden geçtiği düşünülüyor.

Göç ve İklim değişikliğinin etkileri

  • Uluslararası göçün etkisiyle istihdamın eşit ve adil dağılımı sorun olmaya devam edecek. Yasal düzenlemeler ve kurallar gelse bile uygulamada sorunlar olacak. Bunun için kamuoyunu bilinçlendirici faaliyetlere daha çok ihtiyaç olacak.

  • İklim değişikliğinin etkisini artırmasıyla çevreci-yeşil iş alanlarına talep de ilgi de artacak.

Konferansın genelindeki temel endişe ve korku, "işimiz elimizden gidecek mi?", "bizim işimizi robotlar mı yapacak?" ve bezeri sorular etrafında döndü.

Elbette kimi işler, haklar, çalışma koşulları risk altına girecek ama yalnızca bu korkulara odaklanarak bir yere varmamız mümkün değil. Sorun esasen teknolojik gelişmelerde de değil, iş modellerinde. En kısa zamanda bu modelleri yeniden masaya yatırmamız gerek.

Yeni gelişmelere ve trendlere karşı çıkmak, onları inkar etmek bize bir şey kazandırmayacak. Aksine yerimizde saymamıza ve hatta gerilememize neden olacak.

Keyifli bir hafta geçirirsiniz umarım!

#etuc #etui #ceps

0 views