Search
  • Gökşen Asia

Dr. Öz'den öğreneceğimiz çok şey var!


Şu anki işim gereği zaman zaman birlikte çalıştığımız ekip arkadaşlarımızın performanslarını değerlendirmemiz gerekiyor.

Bu değerlendirmelerde insanların birbirine ne denli acımasız yaklaştığını görünce zayıf noktalarımdan birinin bu değerlendirmeler olduğunu farkettim. Hemen her gün yüzyüze baktığım, yanyana oturduğum, iş hayatı dışında olanları bildiğim insanları yalnızca iş performanslarına göre değerlendirmek, değerlendirirken de en doğru kelimeleri bulmak sahiden kolay değil.

Bu süreçten çıkardığım önemli bir ders var ama. Hangi işi yaparsanız yapın, ister tüm kariyerinizi o alanda inşa edin, isterseniz yepyeni bir kariyere geçiş yapın, her şey bilgi ve becerinizi dışa nasıl yansıttığınızda bitiyor.

Mesela, Dr. Öz'ü tanıyor musunuz?

Muhtemelen Türk televizyonlarında denk gelmişsinizdir. Aslında esas ilgiye ABD'de The Dr. Oz Show 'la üne kavuşan bir TV yıldızı.

Yalnızca Türk kökenli bir ABDli olmasından değil, dünya çapındaki tanınırlığından bizlerin de nasibini alması sebebiyle ülkemizde de hatrı sayılır bir kitleye sahip olduğunu biliyorum.

Hiç bilmeyenler için Dr. Mehmet Öz, titri üstünde bir doktor. Ama esas ününü tıp doktoru olarak değil, TV programı aracılığıyla izleyicilerine sunduğu wellness tavsiyelerinden kazanıyor. Ünü o kadar almış başını gitmiş durumda ki, dünyanın en çok okunan dergilerinden Time onu yılın en etkili 100 kişi listesine ekliyor. Bununla birlikte daha bir çok listede yer alıyor, aldığı ödüller boyunu geçiyor.

Derdim Dr. Öz'ü övmek de yermek de değil.

Yine de itiraf etmeliyim ki sıradan bir vatandaş olarak, Dr. Öz'ün izleyiciyi kolaylıkla yakalayan karizmatik bir üslubu olduğunu söyleyebilirim.

Geçenlerde en yakın arkadaşlarımdan Elif, Forbes'da Michael Schein imzasıyla yayımlanan bir makaleyi paylaştı benimle.

Yazıyı beğendiğim için aralara ufak tefek eklemeler yaparak ben de sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Makaleyi okumadan önce Dr. Öz'e ilişkin izlenimim bir hayli nötrdü açıkçası, muhtemelen ABD'de olmadığım için de güncel tartışmalardan uzağım.

Meğer Öz için her şey o kadar güllük gülistanlık değilmiş. Araştırmacılar, Dr Öz'ün televizyon programında paylaştığı önerilerin yarısından fazlasının bilimsel temelden uzak olduğunu ortaya koymuş. Bunun üstüne binden fazla tıp doktoru Öz'ün "bir şarlatan" olduğunu ele alan dilekçeye imza atmış. İnternette biraz araştırınca sahiden konuyla ilgili bir çok haber çıktığını gördüm.

Peki tüm bu eleştiriler Dr. Öz'ün itibarını ne kadar etkiliyor dersiniz? Daha bu yıl gündüz kuşağı Emmy ödülünü aldığına göre, yanıt tabii ki hayır. Bu da yetmez gibi ABD Başkanı Öz'e spor,fitness ve beslenme konseyinde görev almaya davet ediyor.

Sonuç olarak bir dizi karşı görüşe ve bilimsel ispata rağmen, Dr. Öz başta ABD olmak üzere tüm dünyada tanınan ve güvenilir bir figür olmaya devam ediyor.

Bu durumda soru şu, bu adam sizce bu güveni nasıl veriyor?

Bu mevzu bizi neden ilgilendiriyor diyebilirsiniz tabii. Birazdan okuyacağınız öneriler, ister şu anki iş hayatınızda, ister değişim sürecinde ve sonrasındaki dönemde olumlu katkı sunabilir de ondan. (Ama baştan söyleyeyim, derdim sizi olmadığınız biri gibi göstermeye ya da insanları yanlış yönlendirmeye teşvik etmek değil asla, sadece sahip olduğunuz bilgi ve deneyimi nasıl daha görünür kılabileceğiniz üstüne önerilere yer veriyorum. )

Uzmanlığınızı gözler önüne seren minik detaylara önem verin

Dr. Öz TV programlarına her zaman doktor üniforması ve boynunda bir steteskopla çıkıyor. Neden? Çünkü bu görüntü, onun konunun uzmanı kimliğini tamamlayan bir öğe.

İnsan beyni bu ufak mesajları algılamaya ve işlemeye çok müsaitmiş. O yüzden çalıştığınız alan her neyse o konunun uzmanı olduğunuzu gösteren unsurları paylaşmaktan çekinmeyin. Bunun için boynunuza steteskop takmanıza ya da hukukçuysanız cübbeyle dolaşmanıza gerek yok tabii.

Ama üyesi olmaktan gurur duyduğunuz bir derneğin rozetini taşımaktan da çekinmeyin.

Ya da sohbetler sırasında deneyiminizi gösterecek, ufak arka plan bilgilerini anlatın mesela tanıştığınız kişilere. (Yer, zaman ve uygunluk dahilinde elbette)

Tabii şu soru gelebilir sizden, her kültür kişinin niteliklerini göz önüne sermesini hoş karşılamayabilir. Çok doğru. Örneğin Uzak Doğu kültüründe bu ayıp karşılanabilir. Ama Avrupa ve ABD'de kişinin kendi niteliklerini göz önünde tutması fazlasıyla kabul edilebilir.

Oprah Winfrey'nin desteğini alın !

Yok artık! dediğinizi duyar gibiyim! Ya da Oprah da kim diyebilirsiniz, bu da bir seçenek.

Oprah Winfrey ABD'nin en önemli TV figürlerinden biri. TV programı sayesinde milyonlarca insanın hayatına dokunan, ağzından çıkan hemen herşeyin sorgusuz sualsiz kabul edilebildiği bir fenomen.

Dr. Öz''ün de yakın arkadaşı ve destekçisi. Öz., onun programına çıktıktan sonra bir anda ünleniyor ve o günden bu yana, kendisine yöneltilen tüm eleştirilere rağmen Oprah onun yanında yer almaya devam ediyor.

Telaşa mahal yok, bu maddeyi uygulamak için gerçekten Oprah'yla tanışmanıza ve onun desteğini almanıza gerek yok elbette. Ama eminim ki sizin alanınızın da mini Oprah'ları vardır. Yani sözü dinlenen, tavsiyeleri uygulanan, alanında duayen kişiler...

O kişilere ulaşmak, kendinizi tanıtmak ve anlatmak ve elbette onların desteğini almak işinizi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.

Satış, pazarlama ve PR öğrenin!

Dr. Öz hakkında şaibeli yorumlar dönedursun, şöyle bir gerçek var ki adam tam bir satış ve pazarlama dehası! Sezar'ın hakkı Sezar'a! Programın başarısının üstüne, yayımladığı kitaplar, çıktığı reklamlar ve daha nicesi...

Siz kimsenin içine kurt düşürmeden kendi alanınıza odaklanın tabii ama bunu yaparken niteliklerinizi, becerilerinizi, deneyiminizi en iyi şekilde sunacağınız, tanıtacağınız ve talep görür hale getireceğiniz yolları öğrenmeyi ihmal etmeyin.

Satış benim hayatımda en çok korktuğum iş alanlarından biriydi ama sırf bu korkumun üstüne gidebilmek için yeni iş hayatımda tam da bu dünyanın içine daldım.

Aldığım tüm eğitimler, iş ve günlük yaşamdaki deneyimlerimin tamamına baktığımda da aslında satış dediğimiz şeyin ne kadar da hayatımızın merkezinde olduğunu tekrar tekrar anlıyorum.

Bir öğretmenin öğrencilerinin ilgisini yüksek tutup, bir şeyler öğremeye çabalaması da bir satış süreci, sizin bir iş mülakatında kendinizi anlatmanız da....

Bu noktada işinizle ilgili tuttuğunuz bloglar, kişisel websiteniz, çalışmalarınızı tavsiye edenler, basılı yayınlar, sosyal medya kullanımınız, medyadaki görünürlüğünüz vb. tüm araçlar işinize yarayacaktır.

Özetle yaptığınız işleri anlatmaktan, görünür kılmaktan çekinmeyin.

Başa dönecek olursak, ister uzun yıllar aynı alanda çalışın, ister yepyeni bir kariyere geçiş yapın, insanlar sizin o alana hakim olmanızı ve ekibinize, müşterilerinize artı değer katmanızı bekliyorlar. Bunu yapabilmenin yolu işe odaklanmak olduğu kadar, o işi hakkıyla yerine getirebildiğinizi gösteren minik detaylarda ve bunun iletişiminde gizli.

Keyifli bir hafta geçirmeniz dileğiyle...

PS: Yazıya eşlik eden görsel Kadıköy (İstanbul) duvarlarından


0 views