Search
  • Gökşen Asia

Şans hayatımızın neresinde ?


Yeni düzenime adapte olmaya başladığımdan bu yana, fırsat buldukça yaşadığım şehri ve çevresini keşfetmeye vakit ayırıyorum. Brüksel'in en güzel yanlarından biri Avrupa'daki sevdiğim tüm şehirlere olan yakınlığı. Bu anlamda benim için bulunmaz Hint kumaşı tadında.

Gezdiklerimi, öğrendiğim enteresan bilgileri, önerilerimi, yaşadığım güzel anları da ara ara sosyal medyadan paylaşıyorum.

Sosyal medyayı eminim bir çoğunuz benden çok daha iyi biliyor ve takip ediyorsunuz.

Orada beni en çok şaşırtan nokta -aslen tanışmasak dahi- takip ettiğimiz kişinin hayatının bir parçasıymışız gibi hissetmemizden aldığımız güçle, her türlü yorumu yapabilme özgürlüğünü, gücünü ve cesaretini kendimizde bulmamız.

İnsanların neden hayatlarını paylaştıkları ya da bunu neden herkese açık yaptıkları ayrı bir tartışma konusu tabii. Bu yazısının konusuyla da alakası yok.

Peki neden bu konuyla başladım?

Son bir kaç haftadır, yaptığım paylaşımlara hiç tanışmadığımız kişilerden gelen (Binlerce takipçim olmadığımdan kırk yılda bir yorum geliyor, doğal olarak gözüme çarpıyor 😃) yorum ve mesajlar nedeniyle. Yorumlar özetle "ne müthiş bir hayat yaşadığım" ve "ne kadar şanslı olduğum" üstüne.

Üst üste olunca önce bir durdum düşündüm, sahiden çok mu şanslıyım, kendimi ne kadar şanslı görüyorum diye. Sonuçta hepimiz kontrol edemediğimiz koşullar içine, seçim şansımız olmaksızın doğuyoruz (Aslında benim gibi reenkarnasyona inanıyorsanız, burası da bambaşka bir tartışma konusu ama neyse). Evet, bu açıdan şanslı olduğumu söyleyebilirim, nefis bir aileye doğdum.

Ama ya doğumdan sonra? Yani hayatın kontrolünü elimize almaya başladığımız andan sonrası?

İngiliz psikoloji profesörü Richard Wiseman şans fenomenine ilişkin bir araştırmaya imza atıyor.

Araştırma kapsamında kendini "çok şanslı" ve "çok şanssız" hissedenleri bir araya getiriyor. Her iki grubun katılımcılarına birer gazete veriyor ve onlardan gazete içindeki fotoğrafları saymalarını istiyor.

Enteresan kısım da bundan sonra başlıyor.

Kendini çok şanssız hisseden insanların görevi tamamlamaları ortalama iki dakikayı bulurken, çok şanslı hissedenler bir kaç saniye içinde bitiriyor.

Peki bu nasıl mümkün oluyor?

Sonradan anlaşılıyor ki, Dr. Wiseman gazetenin orta yerine şöyle bir metin yerleştirmiş:

"Saymayı bırakın ve araştırmacıyla bu metni gördüğünüzü söyleyerek 250 Dolar kazanın!"

Yani kendini çok şanslı hissedenler yalnızca görevi erken tamamlamakla kalmıyor aynı zamanda üstüne 250 Dolar kazanıyor.

Araştırma, hayata şans parametresinden bakanlar açısından önemli bir noktayı hatırlatıyor:

Çoğumuz hayatlarımızı dikkat ve fark etmeksizin yaşıyoruz.

Zaman zaman yalnızca bir konuya, bir alana odaklanıp, zaman zaman bunu obsesif hale getirip, çevremizde olanlara yönelik odağımızı kaybediyoruz. Bu bir hedefe körü körüne bağlanmak da olabilir, örneğin yalnızca X okulunda okumak ya da Y şirketine girmek, ya da X işine sahip olmak vs... Ya da bir kişiyi saplantı haline getirmek de.

Bir hedef sahibi olmak, ona tutku duymak elbette önemli ama yeterli değil.

Karşımıza çıkan fırsatlara, potansiyelimize, öğrendiklerimize, başkalarının ihtiyaçlarına ve daha nice noktaya aynı oranda dikkat etmemiz şart.

Değişim için çırpınıyoruz, ama daha hiç adım atmadan, geçmişin bize öğrettiklerinden hareketle "hayatta şans bana hiç gülmedi" diyerek yerimizde sayabiliyoruz. Ya da adım attıktan sonra karşımıza çıkan zorluklar karşısında kolaya kaçıp şansızlığımızdan dem vuruyoruz.

Hayatta bizi biz yapan kendimize, çevremize, etrafımızda, dünyada olan bitenlere yönelik dikkatimiz ve farkındalığımız.

O fotoğraflara gelen yorumların ardından tekrar düşünüyorum, çok şanslı mıyım?

Evet çok şanslıyım, çünkü şu zamana kadar hayatımı şekillendirme noktasında, hep kendime yatırım yapacak kararlar aldım.

Şanslıyım çünkü okumayı da çalışmayı da hep çok sevdim. Bunu her seferinde sınırlarımı bir adım genişleterek yapmamı sağlayacak fırsatlara gözümü kapamadım.

Şanslıyım çünkü hayatımdaki tüm olumsuz gelişmelerin bana bambaşka güzelliklerin kapılarını açabildiğine inandım. Sonuçlarını gördüm.

Çok şanslıyım çünkü yıllar içinde inanılmaz ilişkiler geliştirdim. Aile ve dost olmanın, ya da profesyonel ilişki geliştirmenin karşılıklı emekle ve zamanla olduğunu gördüm.

Çok şanslıyım çünkü sahip olduğum her şeye her dakika büyük minnettarlık duydum, hala duyuyorum.

Bir şeyleri değiştirmek isteyip, geçmiş tecrübelerimizin bizi içine düşürdüğü olumsuzluktan kurtulmak için belki biraz da bu konuya dikkat etmek gerek.

Özetle şansa bel bağlamaktansa, kendinize ve çevrenize başka bir gözlükle bakmaya ne dersiniz?

Bu haftadan itibaren seyahatler biraz azalıyor, ben biraz ben yerimde duruyorum, ama bu sefer sevdiklerim beni görmeye geliyor.

Ayrıca yakında yepyeni bir hikayede daha buluşuyoruz!

PS: Görsel Brüksel'e araçla yaklaşık yarım saat mesafede bulunan Hallerbos isimli ormandan. Her yıl Nisan'ın son iki haftasında sümbüller nedeniyle ormanda nefis görüntüle oluşuyor. Bu sene ben de kaçırmadığım için çok "şanslıyım" :)

#şans #farkındalık #richardwiseman #hallerbos

0 views