Search
  • Gökşen Asia

Çalışmanın Kökenleri Üzerine


'Çalışmak', 'meslek sahibi olmak', 'kariyer yapmak' gibi kavramlarla hayatımda hiç olmadığı kadar ilgiliyim son dönemde.

Gerçi geçenlerde bir arkadaşım hatırlattı, daha önce de bu konularla haşır neşir olduğumu. Haklıydı sahiden, çok çabuk unutuyorum. Üniversiteyi bitirdikten bir süre sonra 'Uluslararası İlişkiler Mezunları Ne Yapar?' isimli bir blog açmıştım. Orada da çevremdeki insanlarla yazılı söyleşiler gerçekleştirip UAİ bölümü eğitimi üstüne ne işler yaptıklarını, o işleri nasıl bulduklarını konuşuyorduk. Siteyi kapadım ama yazılara buradan ulaşabilirsiniz. (Söyleşiler için 2012 yılı ve öncesindeki postlara bakmanızı öneririm.)

Şimdi ise konuyu ProjectPost30 sayesinde daha geniş ele almaya başladım tabii.

Hal böyle olunca; kariyer, meslek seçimi ve iş hayatının anlamı üzerine sürekli yeni şeyler keşfetmeye başladım.

Geçen hafta bahsetmiştim, son keşiflerimden biri Roman Krznaric'in "How to find fulfilling work" isimli kitabı. Bu aralar bu kitap ya da onun sayesinde ulaştığımi başka kaynaklardan öğrendiklerimi çevremdekilere ufak dozlarla satmaya başladım :)

Bugünse, kitaptaki en sevdiğim bölümlerden biri olan iş ve kariyer kavramlarına yüklenen anlamın tarihçesinden biraz bahsetmek istedim sizlere.

Bunları biliyor muydunuz?

Rusça'da iş anlamına gelen ve hemen hemen tüm Slavik dillerde geçen 'robota' kelimesi, 'rob' yani 'köle'den geliyormuş. Hatta şu sıralar dilimizden düşmeyen 'robot' kelimesinin de kökeni burada yatıyor :)

İngilizce'de 'İş gücü' anlamına gelen 'Labour' kelimesi Latince'de 'Labor' yani 'ağır iş, angarya' anlamlarını taşırken, Almanca'daki 'arbeit' da sıkı çaba, zorlanma ve acı çekme anlamlarına geliyormuş.

En ilginci ise Fransızca'daki 'çalışma, iş' anlamına gelen 'travail' kelimesinin kökeni. Aynı kelime İspanyolca'da da 'trabajo' şeklinde kullanılıyor.Bu fiilin Antik Roma'da insanların üç direğe bağlanarak gördüğü işkence anlamına gelen 'tripalium'dan geldiğini biliyor muydunuz? Bu haftaki yazının görseli de bu işkence aletine ait :/

Buradan anlıyoruz ki 'çalışmak' ya da 'iş yapmak' yüzyıllarca kölelik, itaat etmek ve acı çekmekle eşdeğer görülmüş. Buradaki mantık da aslında şu; kişi (ki bu 19. yy'a kadar yalnızca erkekleri kapsıyor) karnını doyurduğu ve ailesine bakabildiği sürece karşısına ne iş çıkıyorsa onu yapmalı ve buna minnettar olmalı. Buna İngilizce'de 'Grin and Bear It', yani 'şikayet etmeden katlanmak'. Bir nevi 'otur oturduğun yerde'cilik...

Peki zamanında, soya bağlı olarak aileniz ne iş yapıyorsa, o işi miras aldığınız bir dünyadan nasıl oluyor da bugün binlerce iş arasında seçim yapma şansına kavuştuğumuz bir ortama evrilebildik?

Bu değişimde 19. yy'la birlikte feodal düzenden Sanayi Devrimi'ne geçişin büyük etkisi var. Sanayi Devrimi sayesinde, feodal düzende kendisine ne iş verilirse onu yapan kişi, artık kendi emeğinin değerini farkediyor ve pazar onun için nerede daha uygun koşullar sunuyorsa iş gücünü orada değerlendirme imkanına kavuşuyor.

Evet, Sanayi Devrimi meslekler arası seçim yapabilme özgürlüğünde önemli bir eşik, ama tek değil. 19. yüzyılda yaşanan iki büyük gelişme daha bu süreci hızlandırıyor. Bunlardan biri eğitim ve öğretimin ülkeler genelinde yaygınlaştırılması. Bir diğer gelişme ise artık kişinin bir işe sahip olmasında ve yükselmesinde soyunun değil; niteliklerinin ve başarısının kriter olarak ele alınmaya başlaması.

Esasen eğitim ve öğretimin yaygınlaştırılması 19. yüzyıl'a damga vururken, 20. yüzyılda meslek seçimlerinin gelişimine en büyük katkıyı sunan gelişme kadınların ücretli iş gücüne katılması oluyor.

Özellikle iki dünya savaşının yaşandığı dönemlerde erkekler yerine kadınların fabrikalarda çalışmaya başlamaları, bir süre sonra oy ve diğer yasal hakların kazanımını beraberinde getiriyor.

Ama bundan daha devrimsel nitelikte bir gelişme var; o da 1955 yılında ilk doğum kontrol hapının keşfi. Peki bu ne anlama geliyor? Bedeninin kontrolünü ele geçiren ve istenmeyen gebeliklerin önüne geçen kadınlar kariyer gelişimi ve meslek seçimi konusunda daha özgür olmaya başlıyorlar.

Bugün hala iş yaşamında kadın ve erkeklerin eşit fırsatlara sahip olamaması noktasında sorunlu bir çok alan var, kabul.

Ama bir düşünsenize, özellikle Batılı toplumlarda 'önüne ne iş çıkarsa katlanarak yap' mantığından; bugün derya deniz iş imkanının olduğu, kişinin gerekli çabayı ve çalışmayı sergileyerek istediği iş imkanına bir şekilde kavuşabildiği, hatta kendi işini icat edebildiği bir dünyaya evrilmiş haldeyiz. Geleceğin taşıdığı potansiyeli düşününce bu durum bir tek bana heyecan vermiyor diye düşünüyorum :)

Ama şunu da unutmayalım, elimizde çok sayıda imkanın olması 'seçim paradoksu'nu yani o kadar seçenek içinde bizim için en iyisinin hangisi olduğu sorununu beraberinde getiriyor.

Buna da ilerleyen günlerde değinmeye başlayacağım.

Şimdilik tarihçeden bu kadar.

Keyifli bir hafta geçirirsiniz umarım.


0 views