Search
  • Gökşen Asia

Değişimle baş etmeye ne kadar hazırsınız?


İnsanlık adına önemsiz, şahsım adına tarihi bir haftayı geride bıraktım :)

Havalı ismiyle viral konjuktivit, eş dost arasında göz nezlesi (ki bence olayın vahameti karşısında çok hafif kalıyor bu isim) olarak geçen, yabancı dostlarımın "pink eye" dediği bulaşıcı bir göz rahatsızlığı nedeniyle tüm haftayı evde karantinada geçirmek zorunda kaldım.

Normalde evde vakit geçirmekten çok keyif alsam da, hem iş hem de sosyal hayatım sayesinde zamanımın büyük bölümü dışarıda geçiyor. Ama işin "yasak nedeniyle çıkamama" boyutunda olması en can sıkıcı kısmı. Belki de bu yüzden evde kaldığım sınırlı süre benim için çok değerli ve daha keyifli.

Birkaç hafta önce bir arkadaşımla konuşuyorduk; "evden çıkmadan geçirebileceğim maksimum gün sayısı ikidir heralde" diye atıp tutuyordum. Cidden büyük konuşmamak lazım şu hayatta. Tam da o büyük konuşmalarımın üstüne gelen bu hastalık sayesinde, midenizi bozmak istemem ama tüm hafta tükürdüğümü bolca yalamaya vaktim oldu.

Beni gerçekten tanımayanlar içlerinden "Oh ne güzel evde takılmışsın, dinlenmişsin, niye söyleniyorsun" diyebilirsiniz.

Fiziksel olarak dinlenme hali benim için bir tek uyku sırasında geçerli sanırım ki, günde ortalama 5 saat uyuyorum. Onun dışında rahatlamak için bile bir şeylerle uğraşmam gerekiyor gün içinde. Okuma, yazma, izleme, dinleme, yürüme, koşma, sohbet vs...

Söz konusu göz rahatsızlığı olunca ve aldığım ilaçlar yüzünden günün büyük bölümünü bulanık geçirince, bu rahatlatıcı aktivitelerin çoğunu yapamadım haliyle , yapabildiklerimden de bir şey anlamadım.

Sonuç olarak hayatıma bir anda giren bu olağanüstü hal sayesinde ani değişimlerle nasıl baş edebildiğimi de test etmiş oldum.

Yine de, hayata Pollyana zihniyetiyle bakmak için çabaladığım bu sürecin faydalarını kendime hatırlata hatırlata günleri gecelere katarak hastalığı büyük ölçüde atlattım diyebilirim. En azından bulaşıcılık riski ve sokağa çıkma yasağı ortadan kalktı :)

Bu trajik tablonun bana katkısı ne oldu derseniz:

- Freelance çalışmanın artılarını sonuna kadar yaşadım. Dışarı çıkamadığımdan toplantıların bir kısmı ya ertelendi ya da telekonferansa döndü. Bulanık görmediğim anlarda da masa başı işlere konsantre olarak, uzun zamandır bitiremediğim işleri tamamladım.

- Eve minik dokunuşlar geldi.

Sürekli evin içinde olmak bir süre sonra gözünüze evdeki kimi detayların daha çok çarpmasına neden oluyor. Onu oradan alıp, şuraya koyayım; yok bu tablo burada olmadı, onu yatak odasına götüreyim... Yatağın yerini değiştirme vakti geldi, şuraya bir de çiçek yerleştireyim derken bir baktım ev baya bir toparlandı, düzenlendi.

- Önce "fiziksel" sağlık

Fiziksel olarak herhangi bir rahatsızlık geçirmediğimiz sürece, sağlığımızın kıymetini bilmiyoruz gerçekten. Günlük koşturmaca ve iş stresi nedeniyle sürekli bir akıl ve ruh sağlığımızı yerinde tutma çabası içinde oluyoruz. Akıl sağlığı için önce fiziksel sağlığa dikkat etmemiz gerektiği düşüncesini biraz geri plana attığımı farkettim. Bahsettiğim dışarıdan bakınca iyi görünmek değil, gerçekten sağlıklı olmak. Bu hafta itibariyle beslenme, fiziksel aktivite, düzenli kontroller vs... hepsini daha fazla önemseme kararı aldım.

Her ne kadar buradan içimi dökmeyi çok sevsem de merak etmeyin mevzuyu ProjectPost30'a bağlayacağım :)

Evde kapalı geçen bir haftanın en büyük katkısı bir sürü konuyu daha detaylı düşünmeme imkan tanıması oldu.

Bu sırada ProjectPost30 açısından üzerinde çok durmadığım bir nokta da geldi aklıma. Bundan sonra söyleşilerde de daha detaylı sormaya karar verdim hatta.

Meslek değiştirmekten bahsederken aslında yalnızca yaptığımız işi değil, hayatımızın hemen her alanına dokunan hem somut hem de zihinsel bir değişim sürecinden geçiyoruz.

Ne yapmak istediğimizi bulmaktan, o bulduğumuz şey neyse onu elde etmeye, elde ettikten sonra elimizde tutmaya kadar birçok aşamada hayatımız farklı noktalardan etkileniyor. Özetle sadece "meslek değiştirmek"ten bahsederken işi hafife alıyoruz diye düşünüyorum. Hayatımızı büyük ölçüde değiştirme yoluna giriyoruz, özellikle de o işe ya da iş alanına yıllarımızı verdiysek.

Geçenlerde "Kariyer değiştirmek isteyenlerin oynaması gereken oyunlar" diye bir yazıya denk gelmiştim.

Bu listedeki oyunlardan biri değişimle baş etme üzerindeydi.

Oyunun adı "Haftanın değişimi".

Nasıl mı oynanıyor ?

Diyelim ki kariyerinizi değiştirme kararını aldınız. Değişimi ne yönde yapacağınızı biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz, önemli değil. Ama henüz adım atıp atmama konusunda emin değilsiniz. Değişime ne kadar açık olduğunuzu anlamanız ve sınırlarınızı keşfetmeniz açısından güzel bir deneme olabilir bu oyun.

Önce bir kağıt kalem alıyorsunuz ve kariyerinizi değiştirme sürecinde hayatınızda değişmesi beklenen alanları ana hatlarıyla listeliyorsunuz:

Ev düzeni

Harcamalar

Okuduğunuz, dinlediğiniz konular

Çevrenizdeki insanlar vs... gibi

İsterseniz bu ana başlıkların altına daha spesifik şeyler de yazabilirsiniz.

Örneğin ev düzeni ana başlığı altına, "başka bir şehre ya da muhite taşınmam gerekecek", "artık arabam olmayacak toplu ulaşım kullanacağım" gibi...

Bu listeyi hazırladıktan sonra her hafta bir başlık seçiyorsunuz ve uygulama safhasına geçiyorsunuz.

Örneğin, bir hafta boyunca yalnızca toplu taşıma kullanıyorsunuz.

Ya da diyelim ki normalde sabahları 7 buçukta uyanıyorsunuz, bir hafta boyunca bunu 6 buçuğa çekmeyi deniyorsunuz.

Oyunu istediğiniz kadar sürdürebilirsiniz.

Ben tabii değişimin hep daha zorlu olacağını düşünerek hayat koşullarınızı bir tık daha zorlaştıracak noktalardan bahsettim ama siz kendi koşullarınıza adapte etmekte serbestsiniz.

Bakalım, değişimle baş etmeye ne kadar hazırsınız...

Doğal afetlerden uzak, sağlıklı bir hafta geçirirsiniz umarım.

PS: Bu haftaki yazının görseli Banksy'den.


0 views