Search
  • Gökşen Asia

Esnek Çalışma ve Feminizm


Ölüm kokan, tatsız bir sabaha uyandım.

İnsanın kimi durumları değiştirmek için elinden hiçbir şey gelmemesine karşılık gelen bir kelime vardır dünya dillerinin birinde mutlaka. Üzüntünün, çaresizliğinin, kalp ağrısının ve bencilliğin iç içe geçtiği bir his. Öyle bir haleti ruhiye işte.

Hep bildiğimiz, istemeye istemeye yaşadığımız gibi, hayat kalan sağlarla devam edecek. Maalesef... Ya da neyse ki... Bu iki duygu arasında gidip geleceğiz.

Geçen hafta ne güzel geçmişti halbuki. ProjectPost30'a ilk kez bir erkek konuk oldu. Nefis bir sohbet geçirdik. Henüz ne zaman yayınlayacağımdan emin değilim ama, yeni sezon (ki benim için bu Eylül ayına tekabül ediyor) başlamadan yayınlayacağım kesin diyebilirim.

Bir kaç gün önce birisi sordu, görüştükçe mi yayınlıyorsun hikayeleri diye.

Yayın sırası görüşmelere paralel gitmiyor ne yazık ki. Önümüz yaz olduğu için fırsat buldukça söyleşileri yapıyorum ve biriktiriyorum. O hafta içinde okuduğum, dinlediğim, gördüklerim içinde en çok ne ilgimi çekiyorsa, o temayla bağlantılı olduğunu düşündüğüm konuğun hikayesini yayınlıyorum.

Bugün aslında sizlere, geçenlerde Makers'ın blogunu karıştırırken denk geldiğim bir yazıdan bahsetmek istemiştim. Hala da edeceğim tabii, ama normalde uzun uzun anlatmak istediğim bir mevzuda şu an elim harflere gitmiyor bir türlü.

Geçen hafta içinde birbirinden bağımsız olarak ilgimi çeken iki önemli kavramı; 'esnek çalışma' ve 'feminizm'i "Feminizmin Geleceği Esneklikte" başlığında toplayan haberi görünce atladım hemen.

Bahsettiğim yazıda Anna Auerbach ve Annie Dean isimli iki kadının hayata geçirdiği Werk projesinden bahsediliyordu.

Werk, potansiyel çalışanların iş verenlerle çalışma düzeninin esnekliğini müzakere edebildikleri bir iş arama platformu, bir nevi pazar yeri. Bu arada "Werk" kelime olarak yüksek kapasitede çalışmak demek.

Özellikle kadınların iş hayatında kalmaları ve yükselmelerinin önündeki engelleri ortadan kaldırmayı amaçlayan ve onların esnek çalışma modelleriyle bu sorunu aşmalarına yardım eden bir platform olarak düşünebiliriz.

Websitesinde bu işin ne olduğu anlatılırken, şu cümlelerle başlanıyor:

"Biz, feminizm-sonrası bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorduk. Aklımıza ne koyarsak başarabileceğimiz söylenmişti. Öyle de oldu zaten. Ama yalnızca başlangıçta."

İstihdamın kadın-erkek herkes için hemen hemen eşit olduğu iş alanlarında dahi söz konusu kariyer basamaklarını tırmanmak olduğunda, kadınların üst düzey yöneticiliğe yükselme oranlarının yalnızca yüzde 5'ler seviyesinde olduğu görülüyor.

Özellikle aile kurduktan sonra, iş hayatından tamamen kopan kadınların oranı ise yüzde 30'larda. Bu oran dünya geneli için mi ABD için mi emin olamadım. Türkiye tarafını araştırdım biraz, ama güncel bir rakama rastlayamadım. Tahminim bu civarda, belki biraz daha fazla olduğu yönünde.

Werk'in çıkış noktasında ise şu veri dikkat çekiyor. Evet, aile kurduktan sonra işten ayrılma oranları yüksek ama, eğer esnek çalışma imkanı tanınırsa çalışmaya devam etmek isteyecek kadınların oranı ise yüzde 70'lerde.

Sonuç olarak Werk'in mantığı, iş dünyasının kadın potansiyelini maksimum verimlilikte kullanmasına imkan tanımak. Bunu da esnek çalışmaya uygun iş alanlarında istihdamı artırarak yapmaya çalışıyor.

Uygun iş alanları diyorum çünkü, esnek çalışma dediğimiz kavram son dönemde çok popüler olmakla birlikte aslında yanlış anlaşılmaya da bir hayli müsait. Kavram bir yandan farklı zaman dilimlerinde çalışmaya da karşılık gelirken öte yandan uzaktan çalışmayı da içerebiliyor.

Bu hafta bu temada bir şeyler karalamak istememin temelinde de aslında işin farklı boyutlarını ele aldığımız bir sohbeti Çarşamba günü sizlerle paylaşacak olmam. Konuğumla bu kez kendi kariyer hikayesini değil, insan kaynaklarındaki yeni trendleri ve aslında esnek çalışmanın kimler için, ne şekilde uygun olabildiğini konuştuk.

Eminim ilginizi çekecek.

Çarşamba görüşmek dileğiyle.

PS: Bu yazıya eşlik eden görseller Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)'in Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek için hayata geçirdiği ‘Babalık Anları’ isimli sergiden. İsveç Konsolosluğu'nun katkılarıyla,fotoğraf sanatçıları Johan Bavman, Ahmet Görsev ve Zeynep Sezerman’ın İsveç ve Türkiye’den baba-çocuk fotoğraflarını içeren sergisini Nişantaşı'ndaki Galeri Işık'ta ziyaret edebilirsiniz.

#werk #feminizm #postfeminizm #esneklik #flexibility

0 views