27

EYLÜL
2017

Her söyleşiyi, üstünden bir kaç gün ya da hafta geçtikten sonra özetini yazmak için tekrar dinliyorum. Benim gibi gün içinde hazırladığı yemeği ertesi gün ağzına koymak istemeyen biri için, yaptığım söyleşinin üstünden tekrar geçmek de maalesef çoğu zaman ilk tadı vermiyor. Ama bugün sizleri tanıştıracağım Onur Kutlu Gago bu durumun büyük bir istisnası.

Birazdan okuyacağınız satırları yazmak için açtığım ses kaydı beni adeta o söyleşi gününe götürdü ve hem aynı heyecanı hem de aynı keyfi bir kez daha yaşattı.

Bilişim sektöründe başlayan kariyerini, turizm sektörüne kazandırdığı yaratıcı ve yenilikçi iş fikriyle sürdüren bir girişimci Onur. O kendine özgü, içten ve esprili üslubuyla anlattığı hikayesini doğrudan dinlemek isterseniz, link burada.

Önden bir özet içinse okumaya devam lütfen:

5 yaşında ilk okula başladığından, hayatı yaşıtlarından hep bir adım önde deneyimliyor Onur. 21 yaşında Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nü fakültenin en genç mezunlarından biri olarak bitiriyor. İzmir'deki hayatını yüksek lisans için geldiği Boğaziçi Üniversitesi sayesinde İstanbul'a taşıyor.  Okumak, öğrenmek belli ki hayatının bitmeyen bir parçası. Zira şu sıralar Yeditepe Üniversitesi'nde İşletme doktorası yapıyor.

'Öğrendiklerimi paylaşmak da bu sevdaya dahil' diye düşünen Onur aynı zamanda üniversitelerde  stratejik yönetim, girişimcilik teorileri ve pazarlama alanlarında dersler veriyor. 

Okumak devam ededursun, iş hayatına nasıl başladığını merak ediyorum. 

 

Öğreniyorum ki öğrencilik yıllarında üyesi olduğu AIESEC isimli öğrenci organizasyonu sayesinde ilk çalışma deneyimini yazılımcı olarak Belçika'da tadıyor.

14 aylık Belçika macerasının ardından Türkiye'ye dönen Onur, farklı kurumsal çatılar altında yazılımcı olarak çalışmaya devam ediyor. Başarılı performansı kariyer basamaklarını kısa sürede tek tek tırmanmasını sağlıyor. Kurumsal deneyimin yanı sıra sıfırdan kurulan bir şirketin bilişim ihtiyaçlarına yönelik çözüm üretme fırsatını elde etmesi ona büyük fayda sağlıyor.  

Genç yaşta yüksek mevkilere ulaşmak, kimi zorlukları da beraberinde getiriyor tabii. Onur bu dönemden bahsederken:

 

 "Şu yaşımda zorlukları daha iyi yönetebilirdim belki ama 26-27 yaşlarında yükselen, parlak bir genç için kurum içi entrikalar ve iniş-çıkışlarla baş etmek zordu" diyor.

İş ortamında yaşanan kimi sıkıntılar onun kurumsal hayata inancını törpülemeye başlıyor ve Onur yavaştan kendi işini kurmak için adım atmaya başlıyor.

İnsanın kendi işini kurması öyle kolay değil tabii. Bir yandan zihninde bu fikri yeşertirken, öte yandan karşısına çıkan önemli nir kariyer fırsatını değerlendirmeyi de ihmal etmiyor.

 

Değişim için beyin jimnastiği yaptığı dönemde, bilişim sektörünün dünyaca ünlü markalarından birinde "Çözüm Mimarı" sıfatıyla çalışmaya da başlıyor. Söyleşimizde bu şirketin ne olduğunu ve Onur'un o şirketten önce ve sonra nasıl bir çalışan olduğunun detaylarını keyifle dinleyeceksiniz :)

Bu şirketteki deneyim Onur için seyahat tutkusunu işe dönüştürmesinin de altyapısını hazırlıyor. 

"Belçika'da çok kültürlü bir ortamda olmak, oradan her yere sıkça seyahat etmek vizyonumu  genişletti. Seyahat aşkı o zamanlar girdi içime ve o gün bugündür kazandığım tüm parayı ve bütün boş zamanlarımı gezmeye harcadım. Bununla birlikte Couchsurfing'in de aktif kullanıcısı olduğumdan Türkiye'ye döndüğümde de o uluslararası ortamı korumayı başardım" diyerek özetliyor seyahat ve yeni kültürleri tanımaya olan tutkusunun çıkış noktasını.

BİLİŞİM SEKTÖRÜNDEN TURİZME YENİLİKÇİ BİR GİRİŞİMLE GEÇİŞ YAPAN

ONUR KUTLU GAGO:

"VİZYONUM VE KARARIM NET, BEN BU SİSTEMİ KURACAĞIM"

Tüm eğitim ve iş hayatını bilgisayar ve yazılım üzerine kuran biri için bu yatırımı maddi ve manevi olarak sıfırlamak elbette kolay değil. 

Yeni bir alana geçiş yapmak isterken insanın ne istemediğini bilmesi çok önemli. Onur önce, IT sektörünü istemediğinin kararını veriyor , sonra "Peki o zaman ne yapacağım?" sorusunun cevabını arıyor. Bu arayış yaklaşık bir yıl sürüyor. 

Neyi istediğini nasıl anladığını soruyorum Onur'a.

 

"Kendime neleri sevdiğimi sordum" diyor. Yazılımı seviyor tamam ama, yazılımın daha çok yaratım kısmını sevdiğini farkediyor. Derdinin sadece para kazanmak arzusuyla yükselen bir sektöre girmek olmadığının da altını çiziyor. Onun için önemli olan işin heyecan vermesi. Bu noktada oklar tek bir yönü işaret ediyor: Seyahat ve Kültür

Bir yıl düşünmeyle, bir yıl da fizibilite çalışmalarıyla geçen sürede Onur hem tam zamanlı işini hem de doktorasını devam ettiriyor. 
 

Onur'a göre seyahat etmek bir tecrübe. İlk seyahatini yapanla 100. seyahatini yapan kişinin tecrübesi, beklentileri ve davranış modelleri birbirinden çok farklı. Herkesin tarzı zaman içinde belli oluyor. Onur biraz da kendi ihtiyaçlarından ve beklentilerinden hareketle seyahatte özgün kültürel deneyimleri arıyor ve nihayetinde bunu yenilikçi bir iş fikrine dönüştürüyor. 

Fizibilite noktasında aklındaki fikri hayata geçirebilmesi için partner arayışına giriyor. 

"Peki korkmadın mı fikrinin çalınmasından" diye sorduğumda hemen ağzımın payını alıyorum :)

Girişimcilik ekosisteminin içinde yer alan Onur "Fikri saklamayın, açın. Kimse almaz, alamaz, zaten ona vakit ayırmaz" diyor. 

Bir yıllık fizibilitenin ardından da şu anda birlikte çalıştığı şirketle tanışıyor ve Tale projesinin tohumları atılıyor.

Tale, turizm sektörüne yepyeni soluk getiren bir girişim. Dünya kültürlerini daha önce yaşamadığınız deneyimlerle size anlatmayı misyon edinmiş bir seyahat programı. Gittiğiniz yerin geleneksel mutfağından, müziğine, sporundan el sanatlarına kadar bir çok detayını  bizzat yaşayarak, öğrenerek deneyimliyorsunuz. Klasik bir tur programından ziyade tatilini o şehrin yerlisi gibi geçirmek isteyenler için biçilmiş kaftan. 

Cinque Terre, İtalya

Onur şu sıralar bir yandan Tale'le ilgilenirken, paralelde girişimcilik alanında danışmanlık ve eğitmenlik yapıyor. Esas hedefi ise tüm yaptıklarını bir sisteme dönüştürerek, kendinden bağımsız bir işlerlik kazandırmak. Bu noktada Robert Kiyosaki'nin Zengin Baba Yoksul Baba kitabına da selam gönderiyoruz :) 

Tale'in işleyişini, nasıl bir hazırlık sürecinden geçildiğini detaylarıyla podcastimizde bulabilirsiniz.

 

Ben biraz da değişim sürecinde nelere dikkat etmek lazım diye soruyorum Onur'a. 

"Öncelikle kararınızın net olması lazım. Bir deneyelim, bakalım diyerek yola çıkılmaz" diyor.

Peki zorluklarla baş etmedeki sırrın ne diyorum. Bir önceki cevabıyla bağlantılı olarak "Kararım ve vizyonum net, ne yapmak istediğimi biliyorum ve  bunun motivasyonuyla hareket ediyorum. Benim bu sistemi kurmam şart" diyor.

Kendi hikayesini bu denli doğal, içten ve heyecanla anlatan insanla tanışmak zor. Kendinden ve yapmak istediklerinden bu denli emin biçimde konuşan insan bulmaksa çok daha zor.

Onur gibi tutkusunu işe dönüştüren birini kimsenin tutabileceğine inanmıyorum. Başarılarını büyük bir mutlulukla takip edeceğimize eminim. 

Söyleşimizin tamamına aşağıdaki podcastten ulaşabilirsiniz.

Keyifli dinlemeler!

Kırgızistan