ZORLU ŞARTLARLA MÜCADELENİN YARATTIĞI DEĞİŞİM HİKAYESİYLE KARŞINIZDA:

NURAY GÜVENDİ AZERİ

12

NİSAN
2017

Son günlerde ne zaman bir konuyu ya da kişiyi aklımdan geçirsem, çok kısa bir süre sonra o olayla ilgili bir işaret ya da bizatihi o kişi karşımda beliriyor.

İngiliz psikolog Bruce Hood, "Self Illusion" isimli kitabında (Türkçesine baktım ama bulamadım, kendi kendime "Benlik İlüzyonu" diye çevirmiş olayım) zihnimizin bizi ne şekilde yanılttığını ve kendimizi özel ya da zeki sanarken aslında nasıl aldandığımızı çok güzel anlatıyor. Bu yaşadıklarım o kapsama girer mi emin değilim tabii... Bu işlerden anlayan birisi varsa, lütfen açıklasın. Bir yandan hoşuma gidiyor, öte yandan biraz ürküyorum :)

 

ProjectPost30'un bu haftaki konuğu Nuray da, etkileyici hikayesiyle tam da bu şekilde karşıma çıkan bir "süper kadın".

 

Eğer başından bu yana kayıtları dinlediyseniz, projeye dahil olan herkesin hikayesinin özgün olduğunu göreceksiniz. Bazen parallelikler, benzer sektörlerden geçişler olsa da, her birini farklı kılan en az bir önemli nokta oluyor. İşin içine biraz daha girdikçe ve giderek daha fazla hikaye dinlemeye başladıkça; konu konuyu, insan insanı açıyor, ortak noktalar ve farklılıklar daha fazla gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Hal böyle olunca da zihnim, kariyer değişimlerini farklı açılardan ele alacak şekilde işlemeye başlıyor.

 

Nuray'la buluşmadan bir gece önce, hayatında çeşitli nedenlerle travmalar yaşamış ve bu sayede kariyer değişimine gitmiş kişilerin de hikayelerini dinlesem ne güzel olur diye geçirdim aklımdan. Hatta ertesi gün unutmayayım, sosyal medya hesapları üzerinden bir sorayım bunu dedim ve üstüne bir güzel uyudum.

 

Ertesi gün konuyu zihnimin derinliklerine gömmüş olmalıyım ki, paylaşmayı tabii ki unuttum. Akşam üstü Nuray'la tanışıp, serüvenini dinleyince ise yukarıda bahsettiğime benzer bir sevinçle karışık şaşkınlık yaşadım.

 

On beş yıllık kurumsal hayatın ardından, kendi mekanını açan Nuray'ın hayatında değişimi yaratan kırılma, hamileyken meme kanseri olduğunu öğrendiğinde başlıyor.

 

Bir yandan kendi hayatı, öte yandan taşıdığı can için büyük bir mücadele veriyor.

 

Bu zor dönemde hayatı alt üst olsa da, "Hayatımın altı üstünden daha güzelmiş" diyecek kadar esprili bir kadın Nuray.

 

Aslına bakarsanız, hayat dediğimiz şey karşımıza hiç beklenmedik anlarda çıkan sürprizlerin ve talihsizliklerin karışımı, ve tüm bunlarla baş etmek için verdiğimiz mücadelenin toplamı. Kimimiz talihsizlikler karşısında içimize kapanmayı seçerken, kimimiz de bu zorlukları başka sürprizlerin habercisi olarak görüp, kendimizi dünyaya daha da açma eğilimine giriyoruz.

 

Nuray da yaşadığı deneyimi içine atmayarak; tüm hissettiklerini, içinden geçtiği süreci blogu aracılığıyla başka insanlarla paylaşıp, onlara umut olmayı başaranlardan.

Kendisini, çevresindekileri ve ona bir şekilde ulaşanları yaptığı sosyal sorumluluk işleriyle hayata öyle güzel bağlıyor ki ...

Belki duymuşsunuz ya da çevrenizde görmüşsünüzdür. Bir kadın için kanser tedavisi sırasında saçlarının dökülmesi ve en sonunda kazınmak zorunda kalması, tedavinin en üzücü safhalarından biridir. Böyle anlarda söylenen en klişe teselli sözü ise "Kökü sende ne de olsa, yine uzar" olur.

 

Nuray insanların biraz olsun empati kurmasını sağlamak için sosyal medyada bir kampanya başlatıyor ve "eğer bunun nasıl bir şey olduğunu biraz anlamak isterseniz kafanıza ten rengi çorap geçirip kendinize bir bakın" diyor. "Bu hastalık başına çorap örmeden önce, git kontrollerini yaptır!" sloganıyla insanları düzenli kontrole davet ediyor. 

 

Geçirdiği zorlu günlerin ardından kurumsal taraftaki kariyerine tamamen veda etme kararı alan Nuray, yıllardır hayali olan Cafe'yi açmak için kolları sıvıyor.

 

Saffran Cafe'yi hayata geçirirken,  "Keşke daha önce benzer bir yerde çalışsaydım ve biraz daha deneyimle bu işe girseydim" diyerek, aslında kariyerinde değişime gitmek isteyen bir çoğumuz için önemli bir tavsiyede bulunuyor. Bir işe adım atmadan önce yaşanacakları tahmin etmek çoğu zaman kolay değil. O yüzden ucundan da olsa biraz deneyim kazanmaya çalışmak önemli bir artı.

 

Kendi mekanını açmayı düşünenlere  Saffran Cafe'nin kapıları açık, Nuray sizi staj yapmaya davet ediyor. Harika bir teklif değil mi!

Saffran Cafe bu ay birinci yaşını dolduruyor. Nuray'ın deyimiyle gazını çıkartmaya ve emekletmeye çalıştığı zamanlar. Hayali ise koştuğunu görmek.

Bu hikayede o kadar çok detay var ki ! Tabii ki tamamı podcastte.

Avustralyalı yazar Markus Zusak, "Bazen insanlar çok güzel oluyordu. Görünüşleriyle değil. Söyledikleriyle de değil. Sadece varlıklarıyla..." der. 

 

Nuray varlığıyla; ailesine, çevresine ve ona ulaşan herkese ışık saçan bir kadın. 

Hayatla ilgili hepimize bir şeyler hatırlatacak olan bu hikayeyi de eminim çok seveceksiniz!

 

Keyifli dinlemeler!

Nuray'ın sosyal medya hesabı 1Hayat3Melek.