KURUMSAL HAYATIN ARDINDAN KENDİNİ KEŞİF YOLCULUĞUNU

BAŞKALARININ HAYATINA DOKUNAN BİR İŞE DÖNÜŞTÜREN ECE IŞIK'LA TANIŞIN! 

8

KASIM
2017

Bu haftaki hikayemizin kahramanı Ece Işık yalnızca başından geçenleri anlatmıyor bize.

 

Kurumsal hayattan çıkarak kendi işini tasarladığı bu serüvenininden bahsederken, Ece aslında ProjectPost30'da aylardır dillendirdiğimiz; kariyer değişimi sürecinde kişinin yaşadığı gel-gitlere, sorunlara ve bunlarla mücadele için yapılması gerekenlerin tamamına ilişkin içten yorumlarını ve önerilerini paylaşıyor. 

 

Ece, kendini keşfetmek için çıktığı yolu, bugün başkalarının hayatlarına dokunarak yürüyor.

Bu yüzden size önerim, ister yollarda, ister evde ya da işte, nerede olursanız olun söyleşimizin tamamını dinlemek için vakit yaratın. Emin olun her detayından kendinize ilham olacak noktalar bulacaksınız. 

Ama ben yine de önce bir özet alayım derseniz, okumaya devam edin lütfen:

İzmirli olan ve orada büyüyen Ece,  sınav sistemi bizleri yarış atı misali oradan oraya koşturmaya başlayana kadar kendini bir çok hobisi olan bir çocuk olarak hatırlıyor.

Üniversiteyi ODTÜ İşletme bölümünde okuyor.

 

Eğitim hayatı başarılarla dolu olan Ece, dünyanın en büyük FMCG markalarından birinin Türkiye ofisinde yaptığı stajın ardından çalışma teklifi alıyor. Mezuniyet sonrası önce İzmir'de başlıyor kariyerine, kısa bir süre sonra İstanbul ofisine transfer oluyor. 

 

İlk etapta kendi evini kiralamanın, istediği hemen her şeyi satın alabilmenin, istediği yere tatile gidebilmenin keyfini yaşadığını itiraf ediyor Ece. Ancak ilerleyen dönemde bu kazanımların karşılığında gece-gündüz, haftaiçi-hafta sonu demeden çalışmak için "kendinden" kaybettiklerinin içinde farklı bir çelişkiye neden olduğunu anlatıyor. 

Bir süre sonra Ece hem bu temponun hem de başarının tanımını sorgulamaya başlıyor.

Tam bu sorgulamaların başladığı dönemde ailesinde bir başka değişim hikayesi yaşanıyor. Abisi başarılı bir bilgisayar mühendisiyken, 30 yaşında pilot olmaya karar veriyor; tüm hayatını iki bavula sığdırıp eğitim için Ece'nin yanına, İstanbul'a taşınıyor. Ece, abisiyle yaşadığı süredeki dertleşme seanslarının, işe, hayata dair sorgulamalarının kendi değişim hikayesini derinden etkilediğinin altını çiziyor.

Abisinden aldığı destekle değişim için adım atmaya karar veriyor ama bu noktada henüz ne yapacağını bilmiyor. 

Arayışına tam zamanlı işi devam ederken başlıyor Ece ve şöyle diyor:

 

"İnsanın sevdiği şeyleri bulması için erken yaşlarına bakması, çocukken yalnız kaldığında neyle ilgilenmeyi seviyorsa onu hatırlaması lazım." 

Ece için bu arayış çocukken de ilgisini çeken yaratıcı endüstriler ve moda sektörüyle başlıyor. Bir yandan çalışırken, akşamları moda yönetimi kursu alıyor. Eğitimin ardından, moda sektörünün ve sektörün savunduğu değerlerin karakterine, hayata bakışına ve gelecekte kendini görmek istediği yere uygun olmadığını düşünerek daha fazla ilerlemeden bu alandan uzaklaşıyor. 

Ardından iş ve para kazanmak dışında onu neyin mutlu ettiğini soruyor. Öğrencilik yıllarından bu yana yoğun tempoda yaptığı spor geliyor aklına. Her  ne kadar spor endorfin ve dopamin salgılasa, bedeni fit yapsa, başarı duygusuyla kişiyi tatmine ulaştırsa da hayatın başka alanlarında yaşanan mutsuzluğun diğer tüm alanları da gölgeleyebildiğini söylüyor Ece:

 

"Hayatınızda bir şeyler eksikken spor yaptığınızda, bu kez fit ama yine mutsuz oluyorsunuz."

Bu halet-i ruhiyeden kurtulmak için terapiye gitme kararı alıyor. Terpiye paralel olarak kişinin kendisine daha şevkatli yaklaşmasına imkan tanıyan kurgu dışı kitaplarla da besliyor kendini. Söyleşimizde hangi kitaplarla ilgilendiğinin detaylarını da bulabilirsiniz.

Tüm bunları yaparken, sorduğu soruların aslında yanıtın ta kendisi olduğunu, aynı zamanda bu yanıtın onun kariyer değişiminin taşlarını döşemeye başladığını farkediyor:

"Kendimi anlamaya çalışırken insanı anlamak, daha doğru yanıtlar bulmasını sağlamak, fiziksel ve zihinsel olarak sağlığa yönelmesi için yöntemler göstermek benim yolum olmaya başladı." 

Tam zamanlı işini bırakarak beden-zihin terapisi alanında kendi işini yaratması da kolay olmuyor elbette. Bu noktada terapi seanslarından birinin nasıl dönüm noktası olduğunu anlatıyor söyleşimizde. 

İşini bırakmasının ardından öncelike masa başında araştırma yapıyor. Yapmak istediklerini dünyada ve Türkiye'de kimler yapıyor, nasıl yapıyor, hangi titri kullanıyor diye. Bunun devamında eğitim serüveni başlıyor. 

Önce yalnız başına Tayland'a gidip yoga eğitimi alıyor.  Bilinmezlikte kalabilmenin, kişinin yalnız olma kapasitesini artırabilmesinin önemine değiniyor ve bu seyahatte tüm bunları deneyimlediğinden bahsediyor. 

Tayland'da yoga eğitimi aldığı dönemden bir kare

Tayland seyahatinin ardından  eğitim  maratonu devam ediyor. Yogadan sonra meditasyona, oradan mindfulness (bilinçli farkındalık) alanına eğiliyor. 

3 senelik yurt içi ve dışında yoğun biçimde süren eğitimlerin ardından iş alanının tanımını ve sınırlarını çizen Ece, şu anda dünyanın farklı yerlerinde kurumsal eğitimler veriyor. Verdiği eğitimlerle kişinin ruhsal, bedensel ve zihinsel enerjisini performasını artırabilmek için doğru yönetmesine imkan tanıyor.  

 

Günün sonunda hem kendisini besleyen, hem de insanların hayatına dokunan bir iş yarattığı için duyduğu mutluluğu sesinden anlayabiliyorsunuz . Şu sözlerinden ayrıca etkileniyorum:

 

Kendine "iş yaşamında ne arıyordum ben" diye sorduğunda "statü ve paranın üstünü çizmiştim, anlam arıyordum, onu buldum."

Ece'nin mindfulness eğitimi ve workshoplarından bir kare

Önce abisi sonra kendisinin yarattığı değişimin ailesine nasıl yansıdığını soruyorum Ece'ye. Bu noktada başarı tanımına değiniyor tekrar. Ece'ye göre yalnız kalma ve belirsizlikle baş edebilme kapasitesi büyük başarı. Buna bir de ailemizle gerçek ilişkiler kurmak ve onlarla beslenmeyi ekliyor. Bu değişim serüvenlerinin ardından anne ve babasıyla daha sahici ilişkiler kurabildiğini, her ikisinin de artık çocuklarının hayatlarına daha farklı yaklaştığını söylüyor. Özellikle babasıyla iletişimine ilişkin söyleşimizde bahsettiği detaylara kulak vermenizi öneririm. 

Ece'nin değişim hikayesinden, hepimizin kulağına küpe olacak önerilerle bitirelim bu haftayı:

  • Değişim istiyorsanız ama henüz ne yapacağınızı bilmiyorsanız önce çocukluğunuza dönün.

  • Değiştirmek istediğiniz alan neyse önce tam zamanlı işiniz devam ederken adım atın.

  • İşinizi bırakmadan önce ön araştırma, biraz ev ödevi yapın.

  • Geçiş yapmak istediğiniz ortamın havasını solumaya çalışın. 

  • Ne yapmak istediğinizi bulduktan sonra ayağıniza iş gelmesini beklemeden, siz girişimlerde bulunun.

Özetlememiz gerekirse, kişinin hayatta ne yapmak istediğini bulmasının yolu kendini daha yakından tanımaya başlamasıyla başlıyor. Bunun tek bir sihirli formülü yok belli ki. Bilinen bir tek şey varsa o da sabır, zaman ve emek. ​

Söyleşimizin tamamında burada yer almayan bir çok detaya ulaşabilirsiniz. ​

Keyifli dinlemeler!