Matematik seven insanlara kanım bir başka ısınıyor. Analitik ve sosyal becerilerini dengeli biçimde kullanabilen ve her ikisinde de çok başarılı olanlara ise hayranlık duyuyorum. 

 

Bu haftaki konuğum Ece, tam da böyle bir kadın. Doğrudan söyleşimizi dinlemek isterseniz, sizi hemen buraya alalım. Ama önden bir özet alayım derseniz, buyrun devam edin:

 

Üniversitede severek ve isteyerek matematik okuyan Ece, eğitim hayatının hemen her döneminde sosyal aktivitelerle, özellikle de sporla iç içe bir yaşam sürüyor. 

Üniversiteyi bitirdiğinde ise, neler yapabileceğine biraz kafa yorması gerekiyor. 

Matematik eğitimini, sosyal bilimlerdeki uluslararası ilişkiler bölümüne benzetiyorum biraz. Sağlam bir temel alındığı takdirde hemen her alanda kişinin kendisine yer bulabileceği bir bölüm. 

 

Ece de önündeki kariyer opsiyonları arasından diğer mesleklere kıyasla biraz daha cazip geldiği için, ilk olarak  finans sektörünü tercih ediyor. 

 

Sürekli masa başında olmasını gerektiren bu dönemi "hayatımın en sıkıcı günleriydi" diye özetliyor Ece.

 

İnsanlarla sürekli iletişimde olabileceği bir iş arayışına girdiği noktada, kariyerinin en keyifli dönemlerinden birini geçirdiği telekomünikasyon sektöründeki serüvenine başlıyor.

Türkiye'nin en büyük mobil operatörlerinden birinin finans departmanında çalışan Ece, hem analitik hem de sosyal yetilerini bir arada değerlendirebiliyor.

Hayran olunacak bir enerjisi olduğu için, bu dönemde bir de araya pazarlama masterı sıkıştırıyor :)

 

Yeni deneyimleri keşfetmeyi seven Ece, başka alanlarda neler oluyor acaba derken, perakende sektörüne geçiş yapıyor ve bir süre sonra bu alanda yöneticiliğe kadar yükseliyor. 

 

Aslında perakende tarafında insanların hayatlarına doğrudan dokunan bir iş yaptığını düşünürken, bir süre sonra farklı bir sorgulama içine giriyor. Bu noktada, insanları tüketmeye yönlendirmektense, iç dünyalarına odaklanmalarını teşvik edecek bir çıkış yolu arıyor. Bu noktada içindeki yoga sevgisi bir adım öne çıkıyor ve tam zamanlı işine devam ederken bir yandan da yoga eğitmenliği için zaman ve emek harcıyor. 

 

Hayat gerçekten sürprizlerle dolu ama, biraz da bu yolu biz açıyoruz gibi sanırım. Ece'nin örneğinde de buna şahit oluyoruz. İşiyle paralel biçimde yogada kendisini geliştiren Ece, bir gün 20 yıl öncesinden bir arkadaşına denk geliyor. Spor salonu yöneticisi olduğunu öğrendiği bu arkadaşının Ece'den  ders vermesini teklif etmesiyle yaşamı yogaya odaklanmaya başlıyor. 

Bu süre zarfında pilates eğitmenliği için gerekli altyapıyı da tamamlayan Ece, şu anda hem stüdyo, hem de kişiye özel dersler aracılığıyla yoga ve pilates eğitimleri veriyor.

"Hayatta koşullar her zaman uygun olmayabilir ama, o koşulları zaten biz yaratıyoruz" diyor Ece ve ekliyor:

 

"Herkese sonsuza dek yaşayacakmışız gibi geliyor ama, hayat çok kısa. O yüzden kendimize yatırım yapmamız gerek. Hayatta değiştiremeyeceğimiz hiçbir şey yok."

 

Onun hikayesinden çıkarabileceğimiz bir çok ders var aslında.

 

Bunların başında farklı ilgi alanlarını deneyimlemesi ve bunu tam zamanlı çalışırken yapması geliyor. 

 

Ece'ye göre hepimizin derinlerde bir yerde duran bir yeteneği, bir potansiyeli var. Onu açığa çıkarmak içinse içimizdeki küçük seslere kulak vermemiz gerek. Burada önemli olan cesaret etmek ve o cesaretle adım atmak.

Sohbetimizin tamamı için aşağıdaki podcaste kulak verin.

Mottosu "Kendine Yolculuğu Başlat" olan Ece'ye ulaşmak isterseniz sizi websitesi ve Facebook sayfasına alalım.

Keyifli dinlemeler!

 

17

MAYIS
2017

KURUMSALDAKİ KARİYER YOLCULUĞUNUN ROTASINI

KENDİNE VE BAŞKA HAYATLARA DOKUNACAK ŞEKİLDE DEĞİŞTİREN

ECE AKÇİÇEK'LE TANIŞIN!