Şu sıralar okuduğum kitaplardan birinin ismi "How to find fulfilling work", Türkçesi'ni "Doyurucu (Tatmin edici) iş nasıl bulunur" diye çevirmiş olayım. Tamamını okuyunca nelerden bahsettiğini blogda anlatacağım.

 

Kitapta bana en ilginç gelen yerlerden biri, yaptığımız işlerin anlamı üzerine duran bölüm oldu. Bu anlamlar arasında maddiyat, statü, iyi yaşam standarları, tutku ve yeteneklerin yanı sıra önemli bir başlık daha vardı: "Yaptığın işlerde sosyal fayda sağlayarak fark yaratmak".

 

Sivil toplum çalışmaları da, her geçen gün daha sık kulağımıza çalınan sosyal girişimcilik alanı da bu kategoriye dahil oluyor haliyle.

 

İşte bugünkü konuğum Aysu Erdoğdu Miskbay da ülkemizde sosyal girişimciliğe gönül vermiş başarılı kimliklerden birisi. Sosyal girişimcliğine gezginlinliğini de eklememe izin verin :) Onunla dünyanın diğer ucunda, Kolombiya'nın Medellin kentindeyken Skype üzerinden gerçekleştirdik söyleşimizi. Hemen dinlemek isterseniz link burada.

 

Hikayenin özetini ise yazının devamında okuyabilirsiniz:

 

ODTÜ'de elektrik elektronik mühendisliği eğitimi alan Aysu, Ankara'daki eğitimin ardından ikinci bir yüksek lisans yapmak için soluğu Belçika'da alıyor. Sosyal girişimcilik kavramıyla tanıştığı yer de burası. 

 

Türkiye'deyken bir süre savunma sanayiinde çalışan Aysu'nun o dönem idealinde bir sivil toplum kuruluşunda tam zamanlı görev almak var. Ama ne yazık ki önce bir araştırma şirketinde iş buluyor. Birlikte çalıştığı kişilerle değerlerinin örtüşmediği ve kendisini mutsuz hissettiği bir dönemin sonunda Aysu, o dönemki erkek arkadaşı -şimdiki eşi- Onur'un da desteğiyle rahatsızlığını ve girişimcilik hayalini babasına açıyor.

 

Babasından altı ay süreyle kendisini desteklemesini rica ediyor ama babası çok akıllı bir adam tabii ki,  altı ayda bir şey olmayacağını bildiği için Aysu'yu bir sene destekleyeceğini söylüyor.

 

İlk altı ay  Aysu sürekli girişimcilik çevrelerinde vakit geçiriyor, online anketlerle kimin ilgisini neyin çektiğini anlamaya çalışıyor. Bu araştırma sürecinin ardından da StartUp Weekend'e katılıp fikrini paylaşmayı planlıyor. Tam da bu hazırlık dönemindeyken ODTÜ'de birlikte okuduğu arkadaşlarından Ayşe Gökçe Bora'yla karşılaşıyor. Ayşe de mühendislikten sıkılanlardan.. Tasarım okumak için İsveç'e gidiyor ve o da StartUpWeekend'e katılıyor.

 

StartUp Weekend macerası Aysu'nun hayatında dönüm noktası oluyor. Zira, o sene finale kalan on girişimden ikisi Aysu ve Ayşe'ye ait. Fikirlerinin üzerinde çalışarak önlerindeki dört sene boyunca hayatlarının önemli bir parçası olacak Eşya Kütüphanesi 'ni hayata geçiriyorlar.

 

Eşya Kütüphanesi ne derseniz, insanların sürekli kullanmadıkları malzemeleri başkalarına ödünç vermesi üzerine kurulan bir paylaşım platformu. Özellikle 2013'te Gezi olaylarından sonra platforma olan ilgi büyük ölçüde artıyor ve ortaya çıkardığı faydayla bir çok insanın hayatına dokunan bir fark yaratıyor. 

 

Ancak platformun finansal olarak kendini döndürecek yapıya kavuşamaması nedeniyle dört senenin sonunda biraz dinlenme kararı alıyor Aysu.

 

İşte tam da bu dönemde aslında hayatının içinde olan seyahat kavramına daha farklı bir açıdan bakmaya başlıyor.

 

Erkek arkadaşı Onurla evlendikten sonra -ki evlilik tekflini bile seyahat temasıyla alıyorlar- , hayatlarının bir döneminde bir dünya turu yapmanın yolunu kovalıyorlar. Ama önce Aysu'nun girişimcilik serüveni, devamında Onur'un işi derken bir süre ertelemek durumunda kalıyorlar. Ta ki geçtiğimiz yıl 15 Temmuz'a kadar. O tarihten sonra seyahat fikrini daha ciddi düşünmeye başlayan Aysu ve Onur, ellerindeki bütçe doğrultusunda 3 Ocak'ta Buenos Aires'e tek yönlü bilet alarak maceraya atılıyorlar ve Güney Amerika'yı keşfe çıkıyorlar. 

 

Aysu'nun "Kuzeyliler'in çizdiği haritayla yola çıkılmazmış" sözü çok hoşuma gidiyor. Zira yola çıkmadan önce planladıkları rotaların hemen hepsinin düşündüklerinden daha uzun sürdüğünü orada öğreniyorlar.

 

Arjantin'den başlayan yolculukları, Şili, Peru, Kolombiya ve Brezilya'yla devam ediyor. 

 

Seyahatin en zorlu kısmı ne diye soruyorum. Peru Lima'da çantasını çaldırdıktan sonra moralinin çok bozulduğunu ve hatta Türkiye'ye dönmeyi bile düşündüğünü itiraf ediyor. Sürekli aynı kıyafetleri giymenin, mutfak düzeninden ve balkonla bitkilerinden uzak olmanın da onu zorladığını söylüyor. 

 

Eşya Kütüphanesi nedeniyle sıkça seyahat etmesine ve hatta kendisini "yarı göçebe" olarak tanımlamasına rağmen, "Yarı göçebelikle tam göçebelik arasında dağlar varmış" diyor. 

 

Aysu şu anda Brezilya'da gerçekleşen "Silahsız Savaşçılar" isimli bir sosyal girişim kampında. Bu sene 10.su gerçekleşen ve dünyanın farklı yerlerinden gelen 60 kişinin buluştuğu bu kamp, katılımcıların sosyal girişimcilik ve liderlik yetilerini artırmayı hedefliyor.

 

Sohbetimiz sırasında Aysu'ya soruyorum, döndükten sonra neler yapacaksın diye. En az Eşya Kütüphanesi kadar yaratıcı ve seyahatin ondaki etkilerini yansıtacağı bir başka girişim fikrini hayata geçirmekle ilgilenecek. Detaylar elbette podcastte. Aysu'nun amacı turizm sektörünün dönüşümüne katkı sağlamak. 

 

Aysu, mühendislik eğitimi  ve deneyiminin ardından iş yaşamında aradığı anlamın "sosyal fayda" ve "fark yaratmak" olduğunu erken keşfedenlerden. 

 

İş hayatının anlamını arayanlara ve kariyerinde değişime gitmek isteyenlere ne önerirsin diye soruyorum:

 

"Kişi ne yönde değişim istiyorsa, ona doğru küçük de olsa bugünden adım atması gerekiyor. Bu paradan bağımsız bir şey. Gezmek mi istiyorsunuz, kendi şehrinizi bugün bir başka şekilde görmeye çalışarak başlayın" diyor.

 

Gezgin bir sosyal girişimci olarak 30 yaşından sonra sanata da merak saldığını söyleyen Aysu, bir yandan kartpostal tasarımları yapıyor. 

 

Değindiği önemli noktalardan biri de şu:

 

"Kalıplaşmış düşünceyi değiştirmek zor ama eylemleri biraz kendimizi kandırarak da olsa değiştirebiliriz. İşinize yaramayan bir eylemi hayatınızdan çıkarıp, istediğiniz başka bir eylemi hayatınıza alın. Hayal ettiğiniz bir şey küçük de olsa bir eyleme dönüştüğünü görmek büyük güç veriyor" diyor.

 

Türkiye'ye döndükten sonra yaratacağı sosyal faydayla adını bundan sonra da sıkça duyacağımız Aysu'nun hikayesinin tamamını podcastimizden dinleyebilirsiniz. 

2

AĞUSTOS
2017

BU HAFTAKİ KONUĞUM YAPTIĞI İŞLERDE TOPLUMSAL FAYDAYI ÖNDE TUTAN

AYSU ERDOĞDU MİSKBAY